Mehmet Çimen

Mehmet Çimen
@mhmtcimen
Kitap sadık bir sevgili gibidir asla ihanet etmez. Fakat her sevgili gibi ilgi ve alaka bekler.
Öğretmen/MEB
lisans
Şanlıurfa, 20 Aralık
819 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·152 syf.··
2026 50. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 11:21
Bir toplumun değişimi için inanmış, azimli ve en önemlisi kendi hakikatine ikna olmuş bir insan bazen yeterli olabilir. Malcolm X'in dediği gibi: “Uyuyanları uyandırmaya bir uyanık yeter.” Taha Kılınç, Dil ve İşgal adlı eserinde Ben Yehuda'nın hayatını anlatıyor. Ben Yehuda'nın da uğruna mücadele ettiği büyük bir ideali vardır: İbraniceyi yeniden günlük hayatta kullanılan, canlı bir dil hâline getirmek. O dönemde İbranice yalnızca ibadetlerde ve Tevrat okunurken kullanılıyor; günlük yaşamda konuşulması ise yanlış kabul ediliyordu. Ancak Ben Yehuda, yerleşmiş kabulleri değiştirmeye kararlıdır. Şartlar ne kadar zor görünürse görünsün, çevresindekiler bunun imkânsız olduğunu söylese de o, olumsuzluklara takılıp kalmaz. Üzerine düşen mücadeleyi sonuna kadar sürdürür. Şartlar ne olursa olsun, hakikat olarak gördüğü ideale odaklanarak yaşamını şekillendirir ve sonunda başarır. Elbette Ben Yehuda bir Yahudidir ve bugün Yahudilerin işlediği zulümler göz ardı edilemez. Ancak bu kitabı okurken amacımız, bir toplumun dönüşümünün nasıl gerçekleştiğini görmek ve bundan dersler çıkarmak olmalıdır. Çünkü bazen farklı dünya görüşlerine sahip insanların hayat mücadeleleri de bize önemli tecrübeler sunabilir. Kitabın bana hatırlattığı en önemli şeylerden biri, bahanelere sığınmadan doğrularımızın peşinden gitmemiz gerektiğidir. Pes etmeden hakikatimize doğru yürümeli, inandığımız değerler uğruna mücadele etmeliyiz. Toplumda köklü değişimler oluşturmak istiyorsak işe tepeden değil, tabandan başlamalıyız. Eğitime gereken önemi vermeli, geleceğimizin teminatı olan gençleri bilinçli ve donanımlı bireyler olarak yetiştirmeliyiz. Çünkü nesil değişirse toplum da değişir. Aksi hâlde ortaya konulan çabalar, sloganlardan öteye geçemez.
Dil ve İşgalTaha Kılınç · Ketebe Yayınevi · 20241,066 okunma
Reklam
Tarihin Gölgesinde Bir Soygun
Puan vermedi·224 syf.··
2026 49. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 22:54
19. yüzyıl Osmanlısına gidiyorsunuz. Vaka-i Hayriye’nin (Hayırlı Olay) ardından, Yeniçeri Ocağı’nın kanlı bir şekilde ortadan kaldırıldığı günlerin hemen sonrasındayız. İmparatorluk, eski ihtişamından uzaklaşmış; siyasi, askerî ve toplumsal sorunlarla mücadele etmektedir. Tam da böyle bir dönemde büyük bir soygun planlanır. Bu iş için ise zindana düşmüş, ardından tövbe ederek bambaşka bir hayat sürmeye başlamış olan Müderris Zindan Şeyhi Ubeydullah Ağa uygun görülür. Böylece kendinizi entrikaların, sırların, hırsların ve ihanetlerin iç içe geçtiği sürükleyici bir hikâyenin içinde bulursunuz. Yapılan planlar, ortaya çıkan engeller ve beklenmedik ihanetler derken akıllarda tek bir soru belirir: Bu soygun nasıl sonuçlanacaktır? Sarayın en korunaklı ve güvenli bölgesinden çıkmak için nasıl bir plan yapılmıştır? Daha da önemlisi, bu plan başarıya ulaşabilecek midir? İskender Pala, soygun hikâyesini anlatırken roman kahramanlarının kişisel yolculuklarını da ustalıkla işler. Karakterlerin hüzünleri, mutlulukları, aşkları ve hayal kırıklıkları anlatılırken, bir yandan da Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu karmaşa gözler önüne serilir. Devletin yaşadığı bu buhran, toplumun her kesimine sirayet etmiş durumdadır. Romanda beni en çok etkileyen bölümlerden biri, Mora Yarımadası’nda yaşanan Rum ayaklanmaları ve bu süreçte Müslüman Türklerin maruz kaldığı acılardı. İçlerindeki öfke ve nefret o dönemde aynı, bu dönemde de aynı bence, kesinlikle müslümanlara karşı duruşları hiçbir zaman değişmedi ve değişmiyor. Çünkü her daim tehlike olarak görüyorlar. O yüzden müminler dost olmalı ve birbirini sevmeli, geçici dünyalık hırslara kapılıp ayrışmamalı. Bu birlik ve beraberliği sağladığımız zaman, kimse aramıza nifak tohumlarını sokup zayıf düşüremez. İskender Pala’nın etkileyici
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,172 okunma
Gençliğin Karmaşasına Sessiz Bir Teselli
Puan vermedi·128 syf.··
2026 43. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 11:54
Sıcacık, insanın içine işleyen anlatımıyla Mecit Ömür Öztürk, Genç Dervişin Teselli Koleksiyonu eserinde bizlere çok değerli hayat dersleri veriyor. Özellikle lise çağındaki gençlerin bu kitabı okuyup kendilerine birçok ders çıkarması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü insan, en çok da o dönemlerde kendini kaybedebiliyor. Hayatın anlamsız olduğunu, tüm olumsuzlukların yalnızca kendisini bulduğunu zannediyor. En küçük bir zorlukta bile dünyanın sonu gelmiş gibi hissedebiliyor. İşte tam da bu duygulara derman olacak satırlar karşılıyor bizi bu eserde. Sadece gençlerin değil, biz yetişkinlerin de ruhunu dinlendirecek, iç huzurunu yeniden hissettirecek bir kitap olduğunu düşünüyorum. Eğer biraz olsun iç sükûnet arıyorsak bu eseri okumalı, verilen öğütlere kulak vermeliyiz. Mecit Ömür Öztürk, kendi düşüncelerinin yanı sıra farklı yazarlardan alıntılar yapıyor; hadislerden örnekler veriyor ve en önemlisi Kur’an-ı Kerim’den ayetlere yer veriyor. Böylece ortaya oldukça güçlü ve etkileyici bir bütünlük çıkıyor. Kitap boyunca altını çizmek isteyeceğiniz, ruhunuza dokunacak birçok cümleyle karşılaşıyorsunuz. “İnsanların değil, Allah’ın sana verdiği değeri düşün. Değer vermeseydi seni yaratır mıydı? Yarattıktan sonra seni kendisiyle buluşturur muydu?” (s. 66) “Ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir.” (s. 27) — Mevlânâ, Mesnevi “Kaplumbağaların yol hikâyeleri, tavşanlarınkinden daha çoktur.” (s. 26) — Halil Cibran, Kum ve Köpük Elinizden düşürmek istemeyeceğiniz bu kıymetli esere mutlaka bir şans verin. Satırların ruhunuza dokunmasına izin verin; kitapların huzuruyla kalın her daim.
Genç Dervişin Teselli KoleksiyonuMecit Ömür Öztürk · Hayykitap · 2024342 okunma
Çiçeklerin Unutulan Dili
Puan vermedi·262 syf.··
2026 41. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 00:21
Güller Kitabı, Beşir Ayvazoğlu’nun çiçekler üzerine yazdığı naif ve ruhu besleyen bir eser. Kitaphaber Okuma Grubu sayesinde tanıştığım bu kitabı iyi ki okumuşum diyorum. Yazar, bizleri Orta Asya bozkırlarından Osmanlı bahçelerine uzanan bir yolculuğa çıkarıyor. Türklerin çiçek kültürünü, İslam bahçe anlayışını ve Osmanlı bahçelerinin zamanla Batı etkisiyle geçirdiği değişimi anlatıyor. Özellikle o bölümlerde, Batı karşısındaki aşağılık kompleksinin izleri hissediliyor. Kitapta gül, lale, nergis ve daha birçok çiçeğin kültürümüzdeki ve edebiyatımızdaki yeri oldukça etkileyici şekilde aktarılmış. Özellikle nergis çiçeğinin mitolojik anlamı dikkat çekiciydi. Yazarın şu sözleri ise kitabın yazılış nedenini özetliyor bence: “Çağdaş dünyanın eşya kalabalığında, kendilerine bile yer bulmakta zorlanan insanların hayatlarında çiçeğe ayırabilecekleri yer çok sınırlı.”(S.365) Gerçekten de modern insan doğadan ve incelikten giderek uzaklaşıyor. Güller Kitabını neden mi okumalısınız, onu da Mustafa Kutlu'nun kitap hakkında yazdığı ve kitabın sonunda paylaşılan yazısından okuyalım. " Ballıbabaların baharı müjdeledikleri şu günlerde, çiçek açmış bir erik dalı görerek içimizin ürperdiğini hissedebiliyorsak, hayatın binlere varan dağdağası arasından bize uzanan Güller Kitabı'nı okumayı ihmal etmeyelim. Kim bilir, böylece belki bir çocuk başı okşar, bir dosta gülümseyerek selam verir, hasta ziyaretine gider, mektup yazar, sadaka verir ve dua ederiz." (S. 378)
Güller KitabıBeşir Ayvazoğlu · Kapı Yayınları · 2021577 okunma
Ruhun Unutulduğu Çağ
Puan vermedi·176 syf.··
2026 40. kitabı
İnsan, anlam olmadan hayatta huzuru yakalayabilir mi? Amaçsız ve yönsüz bir yaşam, insanı rüzgârın önünde savrulan bir yaprağa çeviriyor. Vardığı yerde mutluluğu bulamıyor, yürüdüğü yoldan tat alamıyor. Ne yaparsa yapsın içinde hep bir eksiklik hissediyor. Bu eksiklik ise zamanla derin bir boşluğa dönüşüyor. Özellikle çağımızda bu durumun daha belirgin hâle geldiği açıkça görülüyor. İmkân çok, bolluk var; fakat insanlara gerçekten mutlu musunuz diye sorsak, çoğumuzun cevabı “hayır” olacaktır. Çünkü artık her şey maddiyata yönelmiş durumda. Spor salonlarına gidip kusursuz bir beden oluşturmaya çalışıyor, en güzel kıyafetleri alarak iyi görünmeye çabalıyoruz. Bunların çoğunu elde etsek bile yine de tam anlamıyla mutlu olamıyoruz. Çünkü dikkatimizi ruhumuza, maneviyatımıza çevirmeyi ihmal ediyoruz. Sevgi, merhamet ve inanç olmadıkça; insan ne kadar iyi bir yaşam sürerse sürsün, içindeki boşluğu dolduramıyor. Kitapta geçen şu satırlar da aslında günümüz insanının yaşadığı bu boşluğu çok iyi anlatıyor: “Modern zamanlarda uyuşturucunun, bağımlılık yapıcı oyun ve eğlencelerin gittikçe çoğalmasının, etrafı her gün biraz daha işgal etmesinin inanç boşluklarından gelen ve gitgide büyüyen acılarla yakından alakası var. İnsanlar inançtan uzaklaştığı için ruhlarındaki acılar büyüyor. Bu acılar karşısında insana küçük oyuncaklar, basit meşgaleler yeterli gelmemeye başlıyor. Şunu kabul etmek lazımdır ki insanın hakikatlerle temas etmeden ruhunu kurtarması mümkün olmayacaktır.” (s. 27) Mecit Ömür Öztürk, Hikmet Atölyesi adlı eserinde tam da bu meseleleri samimi ve içten bir üslupla ele alıyor. Özellikle inanan insanların okuyup üzerinde düşünmesi, kendini sorgulaması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Kitapta, ruha iyi gelecek birçok konu farklı başlıklar altında işleniyor ve
Hikmet AtölyesiMecit Ömür Öztürk · Timaş Yayınları · 2025177 okunma
Reklam