İnsanlar süt sağıyoruz, kaymak ve yoğurt yapıyoruz ya da tulumlara peynir basıyoruz bahanesiyle sanki ruhlarını havalandırırlardı orada. İçlerini aylarca rüzgâra, yıldızlara ve tabiata tutarlardı. Yayladaki çiçekler bir vakit onların içinde biterdi bu yüzden, kuşlar onların içinde cıvıldaşır, kurt ve çakal ulumaları da ağaçları yutan karanlığın öteki ucundan değil, âdeta onların içinden gelirdi. Hafiflemiş bir ruhla, çoluk çocuk, genç ihtiyar, kafileler hâlinde yayladan inilirdi daha sonra.
Gayet iyi bilirim, diye devam etti Cevriye Hanım daha sonra; bu akraba meselesi içinden çıkılmaz bir şeydir. Bazen için kopar dışın bağlı kalır mesela, bazen de için bağlı kalır ama dışın kopar..