B

B
@miaversa
nasıl dayanabiliyorsun bilmemeye?
Ama beni kahredişini unutmamak Nastyenka! Senin o berrak, lekesiz mutluluğuna kara bir bulut gölgesi düşürmek; duyduğum acıdan yakınarak yüreğine dert olmak, onu gizli pişmanlıklarla sızlatmak, en mutlu anlarda bile bir parça üzüntüyle çarpmasına neden olmak; onunla kol kola rahibin huzuruna yürürken o kapkara buklelerine tutturduğun narin çiçeklerin bir tanesini bile kırma ihtimali... Ah, asla, asla! Senin göğün hep berrak olsun, tatlı gülüşündeki ışıltı ve dinginlik hiç eksilmesin; bir başka yalnız, minnettar yüreğe bahşettiğin o bir anlık mutluluk ve neşe için talihin hep açık olsun! Tanrım! Bir anlık mutluluk! Koskoca bir ömürde az şey mi?..
Sayfa 62·Kitabı okudu
İnsan ve Duygular
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Ah Nastyenka, Nastyenka!" diye düşündüm. "Bu sözle ne çok şey anlattın! Böyle bir sevgi başka zaman olsa yüreği üşütür, ruha ağır gelir. Senin elin soğuk, benimkiyse ateş gibi sıcak. Ne kadar körsün Nastyenka!.. Ah! Mutlu bir insan ne çekilmez oluyor bazen! Ama sana kızamam ben!.."
Aşk
Böyledir, mutsuzken başkalarının mutsuzluğunu da daha çok hissederiz; bu seyrelmeyen, tersine, yoğunlaşan bir duygudur...
İnsan ve Duygular
Dördünců günde yemek tenceresine bakmak için kalktığımda Mahmut Usta'nın yattığı yerde uyuyakaldığını görmüş, çocukluğumda uyuyakalan babama yaptığım gibi, onun bir dev, benim devler ülkesindeki Gulliver gibi minicik bir insan olduğumu hayal ederek toprağın üzerinde bir eşya gibi uzanısına, uzun kollarına ve bacaklarına dikkatle bakmıştım. Mahmut Usta'nın elleri, parmakları babamınkiler gibi zarif değil, sert ve köşeliydiler. Kollarının üzerinde kesikler, benler, kara tüyler vardı ve teninin asıl beyaz rengi, kısa kollu gömleğinin kenarından gözüken güneş görmemiş yerlerden fark ediliyordu. Uzun burnunun deliklerinin nefes alıp verirken ağır ağır açılış kapanışına babam uyurken yaptığım gibi hayretle baktım. Yer yer beyazlaşan gür saçlarının içinde küçük toprak parçacıkları, boynunda ise yukarı merakla tırmanan telaşlı karıncalar vardı.
Daha o zaman bile düşüncelerin kafamıza bazan kelimelerle, bazan da resimlerle geldiğini anlamıştım. Bazan bir fikri kelimelerle düşünemezdim bile... Ama o şeyin resmi, mesela bardaktan boşanırcasına yağmur yağarken nasıl koştuğum ve neler hissettiğim gözümün önünde hemen beliriverirdi. Bazan da bir şeyi kelimelerle düşünebilirdim ama gözümün önüne onu bir resim olarak asla getiremezdim. Siyah ışık gibi annemin ölümü gibi ya da sonsuzluk gibi..
Sayfa 11·Kitabı okudu
İnsan ve Hayat