Michael Scott

Michael Scott
@michaelscott
algebra angred me, opera sickened me, charlie chaplin was a fake and flowers were for pansies. William Shakespeare

Michael Scott

, bir kitap okudu
Puan vermedi·219 syf.·
Beğendi
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2020 13:18
·
2020 1. kitabı
Sun Tzu
7.4/10 · 49,6bin okunma
Reklam
Gecenin en sessiz saatinde yan dalmışken yedi benliğim birlikte oturup fısıltıyla tartışmaya başladılar: İlk Benlik: Bütün bu yıllar boyunca burada bu delinin içinde günlerle onun acısını yenileyip gecelerle kederini tekrar oluşturmak dışında hiçbir şey yapmadan oturdum; artık bu yükü daha fazla taşıyamayacağım ve baş kaldırıyorum. İkinci Benlik: Sen benden daha şanslısın kardeşim, çünkü bana bu delinin neşeli benliği olmak düştü. Onun kahkahalarıyla güler, mutlu saatlerinde şarkı söylerim ve üç kanatlı ayaklarla dans eder gibi onun parlak düşünceleriyle dans ederim. Güçsüz varlığım karşısında baş kaldırabilmeyi isterdim. Üçüncü Benlik: Ya bana, vahşi tutkuların ve hayali arzuların alevleriyle yanan sevgiyle kurtulan benliğe ne demeli? Bu deliye baş kaldırması gereken sevgi hastası benim. Dördüncü Benlik: Hepinizin içinde en mutsuzu benim, çünkü bana iğrenç bir kin ve yıkıcı bir nefret dışında hiçbir şey verilmedi. Bu deliye hizmet etmeye baş kaldırması gereken benim, Cehennem’in karanlık mağaralarında doğmuş olup fırtınaya benzeyen ben. Beşinci Benlik: Yo, o benim, düşünen benlik, tuhaf benlik, aç ve susuz benlik, bilinmeyen ve henüz yaratılmamış şeylerin arasında dinlenmeksizin gezinen benlik; baş kaldırması gereken sizler değilsiniz, benim Altıncı Benlik: Ve ben, çalışan benlik, zavallı işçi, sabırlı elleri ve arzulu gözleriyle görüntülerden günleri yaratan ve şekilsiz maddelere yeni ve ölümsüz şekiller veren ben bu yorulmaz deliye baş kaldırması gereken sadece benim. Yedinci Benlik: Hepiniz bu adama baş kaldırmaktan ne kadar uzaksınız, çünkü her birinizin işlerini yapması için önceden belirlenmiş bir yazgısı var. Ah, oysa ben kendi yazgısı olan sizin gibi miyim? Benim hiçbir şeyim yok, ben hiçbir şey yapmayan, siz hayatı tekrar şekillendirirken sessizlikte oturan,
“Sıcak, rüzgârsız temmuz günleri. Ormanlarda sık ağaçlar, gürbüz, yeşil yapraklarla örtülü, ancak nadir olarak kayın ve ıhlamur ağaçlarının sararan yapraklarına rastlanıyor. Yabangülü çalıları güzel kokulu çiçeklerle donanmış, orman arası çayırlıkları bal rengi yoncalar bürümüş, yeni yeni yetişen çavdar başakları sık, uzun dallarında sallanıp dalgalanıyor. Düzlüklerde çulluklar ötüşüyor, arpa ve çavdar tarlalarında bıldırcınlar ötüyor, ormanlarda bülbüller arada bir uzun uzun şakıyor, sonra birden susuyor. Hava çok sıcak. Hafif bir rüzgâr yollardaki tozu kaldırıp, koyu bir bulut tabakasını savuruyor etrafa.”