Son kez hatırlatmakta yarar görüyorum, elbette muradım barışmaktan yana. Ama şu dünyadan kimseyi gerçekten sevmeden geçip gidenlere göre yine de şanslı hissediyorum. Yani diyorum ki, dönmeyeceksen de mühim değil, bu duygu bana yeter, senin canın sağ olsun Osman.
Kitap yapısal olarak son derece akıcı ve birkaç günde bitebilecek bir tempoda. Ancak yazarın kurduğu o huzursuz edici, tekinsiz atmosfer ve her sayfadaki detaylar insanı öyle bir yakalıyor ki bu gizem hissi hemen tükenmesin diye bilerek yavaşlamak, günlere yaya yaya okumak istiyorsunuz. Her yeni sayfada, her bir görsel detayın üzerinde durup saatlerce düşünmek istiyorsunuz. Beni en çok şaşırtan ise bölümlerin birbirine bağlanış şekli oldu. İlk bakışta tamamen bağımsız sandığınız, farklı zamanlara ait gibi duran bu çizimlerin sayfalar ilerledikçe birbirine kusursuz bir matematikle bağlanması tam anlamıyla bir ustalık işi. Okuyucuyu pasif bir gözlemci olmaktan çıkarıp her ayrıntıyı bir araya getiren gerçek bir dedektife dönüştüren, elden bırakması zor ve çok etkileyici bir gizem deneyimiydi. Uzun süre etkisinde kalacağımı söyleyebilirim.
Uyku onun için bir ilgisizlik ve unutma süreci haline gelmişti; her sabah pişmanlıkla uyanıyordu. Hayat onu endişelendiriyor ve sıkıyor, akan zaman eziyet veriyordu.