9/10
·403 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 10:55
Özellikle bu durumdan muzdarip bir kişiyseniz, binlerce kişiden oluşan hastanin yaşadıkları ve tecrübeleriyle analiz edilmiş. Migrenin tarihine ve çok yakın olmasa da yakın zamana kadar yapılmış, incelenmiş tedavi olanakları sunulmuş güzel ve açıklayıcı bir kitaptı. Birazcık kendinizi bulursanız içinde sıkılmadan okursunuz. Bu teşhisle bir ilginiz yoksa sizi saracak bir kitap değil.
MigrenOliver Sacks · Yapı Kredi Yayınları · 202095 okunma
Bölüm 6: Nietzsche Ağladığında - Kendi Olma Cesareti
Puan vermedi·416 syf.··
2026 10. kitabı
"İnandığın Şeyleri Değiştirme Cesareti Gösterecek Misin?" Irvin D. Yalom’un "Nietzsche Ağladığında" eserini bitirdiğimde kalbimde devasa zikzaklar, nabzımda ise hiç dinmeyen bir fırtına vardı. Bazı kitaplar sadece kağıt ve mürekkepten ibaret değildir; bazı kitaplar bir "divan"dır ve siz o kapağı açtığınız an o divana uzanmış bulursunuz kendinizi. Kitabı okurken her sayfada şunu düşündüm: “Ben bu kitabı lisede okusaydım bambaşka, üniversitede okusaydım çok daha başka birine dönüşebilirdim.” Belki de tam şu an, anlam verebilecek yaştayken gelip buldu beni. Cengiz Han’ın o meşhur sözündeki gibi; bir çivi bir nalı, bir nal bir atı kurtarır... Bu kitap, hayatımda kelebek etkisi yaratacak o "küçük çivi" oldu sanki. Neler var bu kapağın arkasında? Psikanalizin henüz emekleme aşamasında olduğu 19. yüzyıl Viyana’sı... Dr. Josef Breuer’in zihinsel hapishanesi ve Friedrich Nietzsche’nin görkemli ümitsizliği. Yalom, gerçekle kurguyu öyle bir harmanlamış ki; Nietzsche ve Breuer tarihte hiç karşılaşmamış olsalar bile, satırlar arasındaki o entelektüel dansın gerçekliğine tüm kalbinizle inanıyorsunuz. Özgürlük, saplantılı düşünceler, ihanet, yaşlanma korkusu ve o meşhur "kendi olma cesareti"... Nietzsche’nin migren atakları arasında fısıldadığı “Beni öldürmeyen şey güçlendirir” cümlesi, bu kitapta sadece bir aforizma değil, kanlı canlı bir yaşam mücadelesine dönüşüyor. Ben bu kitapla birlikte hem Nietzsche ile tanıştım hem de kendi içimdeki o bastırılmış duygularla yüzleştim. Breuer değil de sanki ben uzandım o divana, ben döktüm içimi... Şimdi sıra sende. Kendi alevlerinde yanmaya, kül olup yeniden doğmaya hazır mısın? "Bu hayat senin sonsuz hayatın." Karar da senin, yaşama cesareti de... Bu başyapıt üzerine yaptığım çok daha detaylı analizi, karakterlerin derinliklerini ve
1000Kitap
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yanlış anlaşılan duygular "MİGREN"
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
389 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 02:57
Bu kadar akıcı ,bi miktar kurgu oluşu dâhi harika , olaylar ve karakterler bambaşka bir boyutta İyi ki bu kitabı okudum, İyi ki böyle bir yazar var olmuş. Tavsiye ederim mutlaka okunmalı . .... Nietzsche ağladığında ki kısmı "İkisi de tamamen durulup kafaların içindeki Soru işaretlerini tamamlayıp birbirlerinei tamamen dürüst davranıp anlaşma neticesinde dostça Yollarına baktıkları son sayfalar . ++ LOU SALOMÉ ++PAUL RÉE ++ JOSEF Breuer ++BERTHA" ANNA O. " ++MATHİLDA
İnsan ve Duygular
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470bin okunma
8/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 17:40
Bir kitabı daha bitirmenin mutluluğu ile geldim .Bu kitabı iki haftadır okuyorum ancak bitirdim. Uzun süre okumam kitapla ilgili değil ben okumaya fırsat bulamadım.Kitabı #mineilebirlikteokuyoruz kulübü ile okuduk. Kitabın konusu ümitsizlik. Bir gün , erkeklerin başını döndürecek şekilde cazibeli bir kadın olan Lou Salome'nin efsanevi bir teşhis dehası olan Doktor Breuer'i bulması ve Friedrich Nietzsche 'den habersiz Breuer'e "Avrupa 'nın kültürel geleceği tehlikede, Nietzsche ümitsiz. Ona yardım edin." der.Yalnız bu istek Doktoru şaşırtır. Çünkü Friedrich bilmeden o yardım istemeden doktorun onun ümitsizliğine çare olmasını istiyor. Doktor bu teklifi kabul ediyor çünkü Lou Salome'nin cazibesine kapılıyor ve onu tekrar görmek için bu işe giriyor. Friedrich de yakın arkadaşları sayesinde bu doktoru görmeye gidiyor.Doktor Breuer Friedrich 'i ikna etmeye çalışırken kendisi hasta moduna girip kendisini tedavi etmesini istiyor. Friedrich 'in şiddetli migren atakları var ve onu tedavi edeceğim derken Doktor Breuer bir kaç yıldır tedavi etmeye çalışırken kendince etkilendiğini düşündüğü Bertha 'ya olan saplantılı bağlılığını,eşine ve çocuklarına olan sevgisizliğinden, eski sekteri Eva ile olan dostluğundan bahsederken iç hesaplaşmalarını bu kadar rahat anlattığı için kendisine çok şaşırsa da Friedrich 'in açılacağını düşünüyor. Kendisi Friedrich 'i tedavi edecek iken önce Doktor Breuer huzura eriyor sonra da Friedrich doğru yolu buluyor. Psikanalizin babalarının bulunduğu bir kitap ve tabii ki varoluşun kader,inanç,hakikat, huzur, mutluluk,acı, özgürlük,irade ve neden, nasıl gibi en önemli duraklarından geçen bir yolculuk yapıyoruz.Düşündürücü ilgi çekici altı çizilecek paragraflarla dolu dolu bir kitap. İyi okumalar dilerim. Yazara göre Doktor Breuer ile Friedrich Nietzsche
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202570bin okunma
9/10
·216 syf.··
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 16:23
Sürrealist edebiyatın örneklerinden biri olan Sırdaş Trompet adlı kitap sadece bir yaşlılık hikayesi değil, simya mitoloji, okültizm ,paganizm, mizah ve sembollerle dolu çok katmanlı bir romandır. Dolayısıyla kitabı anlamak için bu konularla ilgili bilgi sahibi olmak iyi olur .Yoksa beklentinizin karşılanmadığı hissine kapılabilirsiniz . 92 yaşındaki Marian'a arkadaşı Carmella tarafından bir işitme trompeti hediye edilir .Aslında trompet, o kişinin içinde uyuyan potansiyeli uyandıran bir rehberdir .Trompeti ona vererek Carmella, Marian'ın spiritüel yolculuğunun inisiyasyon kapısını açar Trompet gerçekliğin ötesini duymaya yarayan majik (büyülü) bir araçtır .Trompet ile ailesinin onu huzurevine göndereceğini duyar ve sonra da huzurevine yerleştirilir. Huzurevini yöneten Dr. Gambit ,değişik şekilli ve kulemsi yapıların olduğu huzurevinde, yaşlı kadınları disipline etmeye ve kendi sözde spiritüel öğretisini dayatmaya çalışır .Huzurevinde otoriter ve baskıcı bir sistem vardır . Okültizmde hakikat herkese açık değildir .Sadece "bakmayı bilen" ve "hazır olan" kişiye görünür. Rahibenin göz kırpması ,Marian'a verilen gizli bir işarettir .Bu Maria'nın sıradan bir yaşlı kadından, kadim sırların koruyucusuna dönüşme sürecinde ,inisiyasyon adımıdır. Dona Rosalinda, aslında başrahibedir ( Hristiyanlık sembolü). Ancak tablosu aracılığıyla haylaz ve gizemli bir tavır sergiler. Bu, katı dini yapıların içine sızmış olan, pagan ruhun simgesidir. Dr.Gambit gibi herşeyi kontrol etmeye çalışan, ciddi ve disiplin takıntılı figürlerin burnunun dibinde, bir tablonun göz kırpması otoritenin acizliğini simgeler. Doğaüstü güçler ,insanların koyduğu, ciddiyet kurallarıyla dalga geçer. Bayan Gambit'in migren ağrısı; fiziksel rahatsızlıklar genellikle ruhsal
Sırdaş TrompetLeonora Carrington · Everest Yayınları · 2020232 okunma
Kişilikler ve Nörolojik Hastalıklar
7/10
·262 syf.·
2026 2. kitabı
Oliver Sacks'in 1985 yılında yayımlanan bu eseri, nörolojik bozuklukları konu alan vaka anlatılarından oluşur. Ancak kitap klasik bir tıp metni değildir. Sacks, klinik gözlemlerini edebî bir anlatım diliyle birleştirerek her hastayı yalnızca “tanı” üzerinden değil, kişilik, geçmiş ve yaşam deneyimi üzerinden ele alır. Bu yönüyle eser, hem bilimsel hem insani bir derinlik taşır. Kitap üç ana bölümden oluşur: “Kayıplar”, “Aşırılıklar” ve “Taşınmalar”. İlk bölümde, beynin belirli işlevlerini kaybetmiş bireyler anlatılır. Örneğin kitaba adını veren vakada, görsel agnozi hastası Dr. P. nesneleri parçalar hâlinde algılayabildiği için karısını bir şapka sanır. Burada mesele yalnızca görme problemi değildir; beynin anlamlandırma yetisinin bozulmasıdır. Sacks bu vakayla, algının yalnızca gözle değil, beyinle gerçekleştiğini çarpıcı biçimde gösterir. “Aşırılıklar” bölümünde Tourette sendromu gibi nörolojik durumlar ele alınır. Sacks, bu bireylerin tiklerini yalnızca bir rahatsızlık olarak değil, bazen yaratıcılığı ve enerjiyi artıran bir unsur olarak da değerlendirir. “Taşınmalar” bölümünde ise migren, epilepsi ve halüsinasyon gibi durumların bireyin gerçeklik algısını nasıl dönüştürdüğü anlatılır. Bu kısımda bilinç hâllerinin ne kadar değişken olabileceği üzerinde durulur. Kitabın temel sorusu şudur: Beyindeki bir hasar ya da farklılık, insanın kimliğini ne ölçüde değiştirir? Hafızasını kaybeden biri hâlâ aynı kişi midir? Yüzleri tanıyamayan biri için sevgi nasıl deneyimlenir? Sacks’ın yaklaşımı burada belirginleşir; o, hastalıkların ardındaki insanı görünür kılar. Hastalarını nesneleştirmez, aksine onlarla empati kurar ve okuru da bu empatiye davet eder. Eser, bilim ile edebiyat arasında köprü kurması açısından önemlidir. Akademik bir kesinlik taşırken, aynı zamanda
İnsana ve Hayata Dair
Karısını Şapka Sanan AdamOliver Sacks · Yapı Kredi Yayınları · 20206,4bin okunma