Trenin geçeceği saate az kalmıştı.
Bıraktı elindeki bavulunu,
Bir sağa baktı bir sola.
Yoktu gelen giden.
Oturdu köşedeki banka,
Sildi alnındaki teri
Ağırdı çünkü bavul.
Neyi varsa koymuştu içine.
Zor kapatmıştı bavulunu.
Gülüşlerini, kahkahalarını,
Sevgi dolu bakışlarını, neşesini koymuştu mesela.
Yetmemiş söyleyemediği sözleri, haykırışları da almış yanına.
En son gerçekleri sıkıştırıp köşelere,
Hatıralarla örtmüştü tüm koyduklarının üzerini.
Hayallerle, umutlara yer kalmamıştı bavulda.
Aldı eline onları
Uzun uzun baktı, baktı, baktı!
Bir çöp kovasına bir de yanan şöminenin ateşine baktı.
Gülümsedi acı acı.
Attı hayallerini, umutlarını ateşin üzerine.
Sondefa süzdü, yanıp yok olurken onları.
Kalktı ayağa, aldı bavulunu, doğruldu yola.
Ve burdaydı işte.
Elinde, bilinmezliğe tek kişilik bilet.
Yaklaştı hınzır uğultusuyla kara tren.