Bir semtin esası olan cami yalnız bir tek binadan ibaret olan iba­ det yeri değildi; o camii vakfedenin devrini gösterir bir manzum ey­ di; camiin yanında medrese, imaret, tabhane, hamam, mektep, mu­vakkithane, camiin mihrap tarafında vakfedenin türbesi, akrabası­ nın ve yakınlarının gömüldüğü mezarlık. . . Hasılı bütün şekliyle, vakfedenin adını taşıyan ve devrini temsil eden bir levhaydı.
Sayfa 38 - Türk İstanbul 2·Kitabı okuyor
1000Kitap
9/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
90’ların o sıcacık mahalle kültürünü ve anne-kız arasındaki trajikomik, Sıdıka’yı anımsatan atışmaları yaşatan; ilerledikçe ise kalbimizi sızlatan nefis bir Sinem Sal romanı, Bizim Zamanımız. Hikâye, milenyumun eşiğindeki Hasköy’de annesiyle birlikte küçük bir tuhafiye işleten Mihrap’ın gözünden anlatılıyor. Mahalle kültürünü, komşuluk ilişkilerini, kasetleri, televizyon programlarını ve internetin hayatımıza yeni yeni girdiği günleri de yeniden yaşıyoruz. Ama aynı zamanda o sıcak mahalle atmosferinin altında saklanan yalnızlıklar, korkular ve hayal kırıklıkları da birer birer ortaya çıkıyor. Mihrap’ın sevme biçimi, fedakârlıkları ve kırılganlığı ise insanın içine dokunuyor. “Kendi ayakları üstünde duran kadınlara hep hayran kaldım… Ben de yok. Bitiş çizgisine sürünerek ilerliyoruz işte. Annem ve ben.” Kitabı bitirdiğimde aklımda en çok kalan şeylerden biri Mihrap’ın o "Kimi sevsem ölür" korkusunun nereden geldiği oldu. Bu yüzden, Mihrap’ın çocukluğunu anlatan Mihrap'ı okumak için sabırsızlanıyorum. Sanırım onun hikâyesinin eksik kalan parçalarını orada bulacağım. Sinem Sal’ın kaleminde en sevdiğim şey ise mizah ve hüznün aynı satırlarda yan yana durabilmesi oldu. Bir bir sayfada gülümserken birkaç sayfa sonra gözleriniz dolabiliyor. 90’lar nostaljisini sevenlere ve mahalle sıcaklığını özleyenlere gönülden tavsiye ederim.
Bizim ZamanımızSinem Sal · Karakarga Yayınları · 20211,842 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
Beğendi
·
2026 82. kitabı
Kitabı okurken sanki eski bir tanıdığı yeniden görmüş gibi hissettim Çünkü daha önce “Mihrap”ta onun çocukluğunu, babasını kaybettiği o kırılgan dönemleri okumuştuk… Bu kitapta ise Mihrap büyümüş ama içindeki o samimiyet ve kırgınlık hâlâ aynı kalmış gibi. Canım Mihrap seni çok özlemişim. 🪻 Mihrap’ın yetişkinliğini okumak çok farklı hissettirdi bana. Hayatın ağırlığını taşımaya çalışan ama yine de mizahını kaybetmeyen bir karakter olmuş. Tam da bu yüzden kitap hem hüzünlü hem aşırı sıcak geldi. Unutmadan bir kere de evlenip boşanmış ancak ayakları üzerinde duramayınca hayat onu yine annesinin evine döndürmüş. Bir yandan geçmişin yükü ve aile meseleleri var, diğer yandan öyle doğal diyaloglar ve anlar var ki bazı yerlerde gerçekten kahkaha attım. Sinem Sal’ın en sevdiğim tarafı sanırım bu; insanı bir sayfada duygulandırıp diğer sayfada güldürebiliyor Ne tamamen güçlü ne tamamen kırılmış… Hayatla baş etmeye çalışan normal bir insan gibi. Özellikle geçmişiyle kurduğu ilişki ve çocukluğundan taşıdığı eksiklik hissi hâlâ onun içinde yaşamaya devam ediyor Kitapta en sevdiğim şeylerden biri de o “bizden biri” hissiydi. Karakterler konuşurken, tartışırken ya da dalga geçerken sanki roman okumuyor da birilerinin hayatına misafir oluyormuş gibi hissettim. Çok doğal ve samimi bir atmosferi vardı. Ah bir de o eski şarkılar. Sinem Sal’ın dili yine çok akıcıydı. Abartılı olmadan duyguyu geçiriyor ve özellikle aile ilişkileriyle ilgili yazdığı sahneler baya içe dokunuyor. 🪻 Bu kitabın içinde hüzün de var, kahkaha da. Mihrap’ı yeniden görmek gerçekten çok güzeldi . . .
Bizim ZamanımızSinem Sal · Karakarga Yayınları · 20211,842 okunma
L'illustration de Turquie dergisinde yer alan bir şiirde ''Türklerin Tanrısı'' olarak gösterilen M.Kemal'e ve onun gösterdiği ideallere duyulan inanç, Grace Ellison'ın bir okul mefettişinden naklettiğine göre ''din'' yerine benimsenmeliydi. ²¹ 21- ""Bizim peygamberimiz Gazi’dir: Arabistanlı zatla işimiz bitti. Muhammed’in dini Arabistan için gayet iyiydi ama bize göre değil.’ – ‘Fakat sizin bir inancınız yok mu?’ diye sordum. – ‘Var’ dedi. ‘Gazi’ye, ilme, ülkemin geleceğine ve kendime inanıyorum.’ – ‘Ya Tanrı?’ dedim. – ‘Tanrı hakkında kim ne bilebilir ki? İlim vardır, iyinin ve kötünün gücü vardır, geri kalanı hakkında ise kimse kesin bir şey bilemez’” Ellison, 1928’den nakleden Mete Tunçay, Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek Parti Yönetimi, s. 333."
Sayfa 27·Kitabı okuyor
Fethi Okyar’a göre özellikle İngilizler ve müstemlekeci devletler, “İslam kaldıkça” ülkenin aleyhinde olacaklardı.¹³ Gerçekten de Lozan görüşmelerinden sonra Meclis yeniden açıldığında vekiller arasındaki ulemanın sayısında ciddi bir düşüş görüldü.
Sayfa 25·Kitabı okuyor