Kuytuda bodur bir ağaç... Sonabahara tutsak yaprak dökmekte. İsrafil'in soluğu surda, Rabbi beklemekte. Mikail günah karası, bir ateş körüklemekte. Mizan hesap için kulları beklemekte. Ve her doğum aslında ölüme gitmekte.
Mikail Söze başladı: – Selim Pusat benim haklarıma da ilişti. Ben en güzel ve iç açıcı yağmurları yağdırdığım gibi öldürücü kasırgaları da estirir, ılık güneşle beraber kavurucu güneşi de parlatırım. Bu sanık öyle bir sevgiye tutuldu ki gönlünde nisan esintileri ile birlikte karakış boraları da esti. Zaman zaman ağustos güneş ile kavruldu. Bana rakip oldu. İradesini kullanamadı.
Sayfa 252Kitabı okudu
Reklam
232 syf.
9/10 puan verdi
·
Beğendi
Bu sefer kitapta savaşı bitirmek için yapılan bir evlilik var. Anlaşmalı evlilik. Bir tarafta Rus mafyası diğer tarafta İtalyan mafyası. Bianca, Eski balerin duyabiliyor ama konuşamıyor babası tam bir pislik. Mikail ise yüzü yaralar içinde Bratva’nın sorgucusu. Bir kızı var. Bu kitapta diyaloglar çok iyi. Yapılan tavırlar da, hareketler de, konuşmalar da kitabı büyük bir hareket katıyor. Kendini bir solukta okutuyor. Bianca’nın konuşamaması kitapta hissedilmiyor tam tersi bütün hislerini yakalayabiliyorsunuz. Olayların geçmişiyle ilgili de kafada bir soru işareti bırakmıyor. Bianca’nın içinde yaşadığı koşulları bilerek davranması güçlü karakteri çok iyiydi. Mikail’in babalığını sevdim. Bu serideki ana erkek karakterlerin hepsi ne kadar yaralı olsalar dahi resmen altın oranla yazılmış gibiler. Yan erkek karakterler de özellikle kötü olanlar ise gerçekten kötü olarak yazmışlar. Ve kitapta hiçbir olay romantize edilmiyor. İlk kitaba göre de daha ateşli. Üçüncü kitabı da en kısa sürede okumayı düşünüyorum.
Kırgın Fısıltılar
Kırgın Fısıltılar
Neva Altaj
Neva Altaj
Kırgın Fısıltılar
Kırgın FısıltılarNeva Altaj · Artemis Yayınları · 2023913 okunma
344 syf.
9/10 puan verdi
Mevlana - Nasreddin Hoca Mücadelesi
Prof. Dr. Mikail Bayram'ın birtakım tespitlerde bulunduğu eserde en dikkat çekici taraf, Ahi Evren Nasirüddin Mahmud El-Yohi'nin Anadolu'daki nüktedan üslubu ve fıkraları ile hepimizin çok yakından tanıdığı Nasreddin Hoca ile aynı kişi olduğudur. Nasirüddin Mahmud ile Mevlana'nın sürekli mücadele içerisinde olduğu, hatta Nasirüddin Mahmud'un öldürülmesinde Mevlana'nın da etkili bir tavır takındığı dile getirilmektedir. Alaaddin Çelebi'nin de -Mevlana'nın oğlu- aslında Nasirüddin Mahmud'un talebesi olduğu ve Nasirüddin Mahmud ile Kırşehir'de Mevlana'nın öğrencisi Nureddin Caca tarafından öldürüldükleri iddiası oldukça dikkat çekicidir. O dönem Anadolu'sunda entüisyonizm - rasyonalizm savaşımının büyük bir şekilde yaşandığı, sezgiciliği savunan Mevlana ile rasyonalizmin temsilcisi Nasirüddin Mahmud'un bu alanda da büyük bir mücadeleye giriştikleri ifade edilmektedir. Bunların yanı sıra Moğolların Mevlana ve yandaşlarını desteklemeleri, Ahi Türkmenlere ise düşmanlıkları anlatılmaktadır. Kitaba eleştirim, yapıtın içerisinde yazım yanlışlarıyla anlatım bozukluklarının çok fazla bulunması ve kitabın birçok yerinde tekrara düşülmesi oldu. Herkese iyi okumalar diliyorum.
Sosyal ve Siyasi Boyutlarıyla Ahi Evren - Mevlana Mücadelesi
Sosyal ve Siyasi Boyutlarıyla Ahi Evren - Mevlana MücadelesiMikail Bayram · Çizgi Kitabevi Yayınları · 202071 okunma
Bir insana yıldırım çarpınca, onu Azrail mi öldürüyor yoksa Mikail mi?
256 syf.
8/10 puan verdi
·
Beğendi
·
1 saatte okudu
Dikkat spoiler içerir. Oğuz Kağan Destanı'nı ek bilgilerle anlatan güzel bir eser. Bununla ilgili kimlerin kitap yazdığını, bunların nüshasının neler olduğunu anlatarak başlıyor kitap. Sonrasında Hz. Adem'in yaratılışı, Cebrail ve Mikail yerden toprak alamazken Azrail'in alması, Hz. Nuh'a kadar gelen nesep, Nuh tufanı ve sonrasında yaşananlar, kargaya görevini yerine geç getirdiği için lanet okuması anlatılıyor. Oğlu Yafes ve onun oğlu Türk zamanında oğulların dünyaya yayılması, Guz ve Türk'ün yağmur yaşı yüzünden savaşması ve Türk'ün kazanması, Rus ve Bulgar gibi Yafes'in diğer oğulları ve Türk soyundan Oğuz Kağan'a gelmesi anlatılıyor. Annesini Allah'a inandıran ve kendi adını kendi koyan Oğuz Kağan'ın büyümesi, ilk 2 karısı Allaha inanmadığı için onlara yanaşmaması, dünya Fethi, bu sırada yaşadıkları, ihtiyarlar gelmesin dediği halde bir askerin babasını getirmesi ve bu fetihler sırasında pek çok fikir vererek yardımı dokunması, Diyarbakır'a kadar gelerek Rum ve Frenk beylerini vergiye bağlaması, bazen oğullarını göndermesi anlatılıyor. Kendisinden sonra oğlu Gün Han ve onun oğlu Kayı bey üzerinden beyliği yürümesi, zaman zaman birbirleri ile savaşmaları, bazı kadınların nifak sokma girişimleri, Salur ve Kık Begi beylerin buna müsaade etmemeleri anlatılıyor. Selçuklular, Cengiz Han, Timur, Şah İsmail gibi isimlerden ve soylarından bahsediliyor. Türk ve Dünya tarihini merak edenlerin mutlaka okuması gereken kitaplardan biri.
Oğuz Kağan Destanı
Oğuz Kağan DestanıNecati Demir · Ötüken Yayınları · 2016179 okunma
Reklam
" ... rüzgâr karşısında mum, sönmeye mahkûmdur ... "
Sayfa 215
Tarihi kaynaklar özellikle de Mevlevi kaynakları Mevlana'nın ve sonrasında da genel olarak Mevleviliğin Moğollara yakın dur­duğunu onlarla birlikte hareket ederek Moğol rejiminin Anadolu'da sağlam­laşması için gayret gösterdiklerini açıkça ortaya koymaktadır. Bu noktadan hareketle tarihçiler arasında iki farklı görüşün ortaya çıktığı
Konevî ile Tusî mektuplaştılar mı?
Sad­reddin Konevi hakkında en çok konuşulan iddia ise onun Nasirüddin Tusi ile yazışmalarıdır. Bu yazışma iddiasının tarihi bir yanılgı olduğu açıkça an­laşılmıştır. Mikail Bayram'ın net bir biçimde ortaya koyduğu gibi Konevi, Tusi ile yazışmamış El-Müraselat adlı eserinde karşımıza çıkan bu yazışmaları, Konevi yakın dostu Ahi Evran arasında gerçekleşmiştir. Evran'ın da Hace Na­süreddin adını taşıması Tusî'nin de aynı adla anılması bu yanılgıya yol açmış­tır. Bu yanılgıya ilk düşen tarihçi Molla Cami olmuştur. Molla Cami, eserinde bu şekilde yorumlamış onu takip edenlerde bu görüşü benimsemişlerdi. Zaten devrin siyasal ve fikri ortamına bakıldığında gerek Tusl'nin gerekse Ko­nevi'nin siyasal eğilimleri göz önüne alındığında bu yazışmanın olmayacağı anlaşılmaktadır. Adı geçen yazışmalarda tarafların birbirlerine çok yakın ve samimi şekilde hitap ettikleri görülmektedir. Tusi ile Konevi'nin yakınlaş­tıklarına dair tarihi kayıtlar bir şey söylememektedir. Kaldı ki Konevi İlhan­lı hakimiyetinin güçlü muhaliflerindendir. Tusi ise İlhanlıların baş veziridir. Fikri olarak birbirlerine bu kadar uzak olan iki kişinin bu derece iltifatlarla dolu samimi yazışmalar yapmış olmalarını beklemek doğru bir yaklaşım ola­rak görülmemektedir.
Kalem ve Kılıç
Tûsi, İsmailî mezhebini terk ettiğini açıklamıştı.Tûsi artık İlhanlılar eliyle kurulan yeni rejimin fikri manada kurucularından biri olarak ahlak anlayışını kamu düzeni ve yöneten­-yönetilen ilişkisi çerçevesinde de değerlendirmiş böylelikle kuruluş sürecinde olan İlhanlı hakimiyetinin Müslüman tebaa gözünde meşrulaşmasına katkı sağlamış oluyordu.
Reklam
Selçuk'un Ölümünden Sonraki İdare
Selçuk'un Mikâil, Arslan (İsrâil), Yusuf, Musa isimlerinde dört Oğlu vardı En buyuk oğlu Mikâil, daha babası hayatta iken (995'ten sonra) bir savaşta ölmüş, onun iki oğlu Tuğrul ve Çağrı beyler bizzat dedeleri Selçuk tarafından yetiştirilmiştir. Selçuk'un vefatı üzerine, Oğuz devlet teşkilâtına uygun biçimde Arslan, Yabgu unvanını aldı, diğer kardeşleri de durumlarına uygun unvanlar almışlardı. O sırada 17-20 yaşlarında olmaları gereken Tuğrul ve Çağrı'ya da Bey unvanı verilmiş ve ailenin diğer fertleri gibi onlar da, idarede ki yerlerini almışlardı. Biz Selçuklulara ilgili önemli sayılabilecek bazı gelişmeleri burada atlayarak, Arslan Yabgu'nun, Gazne Sultanı Mahmud tarafından kurnazlıkla Semerkant'a getirilerek tevkif edildiğini (1025) ve Hindistan'da Kalincar kalesinde yedi senelik bir mahpus hayatından sonra öldüğünü belirtelim (1032). Çok önemli sonuçları olan bu hadiseden sonra artık - Yınal unvanıyla tanınan üçüncü kardeş Yusuf'un da tahminen 995'ten sonra ölmüş olması nedeniyleSelçukluların başında Musa İnanç Yabgu varsa da (ölümü 1064'ten sonra) gerçek güç, Tuğrul ve Çağrı beylerde idi ve bu ikisi ailede ön plana çıkmışlardı.
Nasreddin Hoca bir yılan avcısıydı
Kayseri'de kurduğu debbağ atölyesinin mahzeninde yılan beslediği için kendisine Evren (yılan) denmiştir.
Mikail Bayram (...) Tusî'nin eserlerinin büyük çoğunluğunun intihal olduğunu iddia etmektedir. Tûsi adıyla .Meraga'da yazılan bazı yazmaların daha önceki dönemlerde farklı müelliflerin elinden çıkan bazı yazmalarla aynı olduğu anlaşılmaktadır. Bu­radan hareketle intihal iddiası da anlam kazanmaktadır. Ancak devrin koşul­ları düşünüldüğünde; istila sürecinde sağa sola saçılan eserleri Meraga'daki kütüphanede toplayan Tûsi bunların kaybolmamasını sağlamak için tekrar çoğalttırmıştır. Bu çoğaltma esnasında isimi ve künyesi kaybolmuş eserlerin çoğaltan sıfatıyla Tûsi'ye mal edildiği anlaşılmaktadır. Tûsi'nin intihal yaptığı iddia edilen eserlerin tarihsiz eserler olduğu dikkat çekmektedir. Yazmalarda müellif ve katipten bazen tarih daha önem kazanmaktadır. Tûsi çoğaltarak koruma altına aldığı bu eserleri tarihsiz bırakması da kendine ait olmadığı gibi kendine mal etme kaygısı gütmediğinin de güçlü bir işaretidir. Eserlerde onun adının geçmesini, sadece onun koordinasyonunda Meraga'da çoğaltıldı­ğı manası çıkmaktadır. Dolayısıyla Tûsi gibi bir bilgini intihal töhmeti altına bırakmadan sadece eserleri kaybolma korkusuna karşı çoğaltıldığını düşün­mek daha makul görülmektedir.
Sonuna kadar okuyalım, paylaşalım, istifade edelim İnşaAllah ❀
Bu gecenin, şu ayeti kerimede bildirilen gece olduğu söylenmiştir. “O gecede her hikmetli iş, belirlenip hükme bağlanır.” (Duhân,4) Bu geceye, bereketli ve feyizli bir gece olması sebebiyle 'Mübarek', Kulların günahlarının affolunması ve temize çıkmaları sebebiyle 'Berat', Kulların ihsana kavuşmaları nedeniyle
Zümer Sûresi 68. Âyet
68. (O gün) sûra üflenecek, ardından -Allah'ın diledikleri dışında göklerde ve yerde bulunanların hepsi düşüp ölecek; sonra sûra yeniden üflenecek ve onlar birden ayağa kalkmış, etrafa bakıyor olacaklar. ["Allah'ın diledikleri dışında” buyurularak sûrun etkisinden istisna edilenlerin, Cebrail, Mikâil ve Azrail isimli büyük melekler olduğu belirtilir; bazı rivayetlerde bunlara rıdvân isimli melek ile arşı taşıyanlar, cennet ve cehennemde bekçilik görevi yapanlar gibi başka melekler de ilave edilmiştir.]
Sayfa 465Kitabı okudu
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.