Hak teâlâ atmosferde yani hava denizinin içinde kardan ve doludan nice yüzbin dağlar yaratmıştır. Yeryüzünün bir tarafına kar ve dolu gönderecek olduğunda bununla görevli melek Mikâil (a.s.)’a emir verir. Mikâil de vekili olan İsmail’e emir verir; o da her yağmur damlasını Hak tarafından murad olunan yere ulaştırmak üzere bir melek görevlendirir. Nitekim Hak teâlâ: “Gökteki dağlar (gibi büyük bulut parçaların)dan bir dolu indirir” (Nûr, 24/43) buyurmuştur.
Alıntı
İki kişi arasında, sağlıksız enerjilerin gidip geldiği hortum gibi bağlar oluşabiliyor. Duru görüsü güçlü olanlar bu bağları görebiliyor, duru hissetişi gelişmiş olanlar ise hissedebiliyorlar. Tek yapmanız gereken, Başmelek Mikail’den o ışıktan kılıcı ile bu bağları kesmesini istemek ve derin bir nefes almak. “Sevgili Başmelek Mikail, lütfen şimdi benim enerjimi alan tüm bağları kes!” deyin ve gerisini ona bırakın. Merak etmeyin, annenizle, sevdiklerinizle olan gümüşi sevgi bağları asla kesilmez, sadece sağlıksız enerjilerin gidip geldiği kordonları kesip atıyorsunuz, o kadar. Bu her iki taraf için de sağlıklı. Çünkü en doğrusu, ikinizin de enerjinizi Allah’tan, o sınırsız kaynaktan almanız.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Buluşmak için yağmur dansı yapan oğlanla mı? O-NAY-LI-YO-RUM
"Dostum Mikail. Gördün mü, çok iyi anlaşıyoruz." "Evet, bunun kesinlikle iki günde bir yağmurun düştüğü bir şehirde yaşamamızla bir ilgisi yok." "Meteorolojiye göre bu haftanın beş günü bulutluydu yalnız." "O hâlde yağmur dansı yaptığına inanmak zorunda kalacağım.” “Bunu itiraf etmeyi planlamıyordum. Sana en kısa zamanda kahve ısmarlayabilmek için tanıştığımız geceden beri düzenli olarak yağmur dansı yapıyorum."
Sayfa 91 - Poyraz & Ekin·Kitabı okuyor
Fakat meleğin kazandığı zafer yalnızca şeytanın acı çekme- sine neden olmaz: Çünkü ona tesadüfen acı çektirmez, acı çek- mesi gerektiği için acı çektirir. Zaten başka türlü var olamazdı. Tıpkı bir taraf zafer kazanmadıkça diğer tarafın acı çekemeye- cek olması gibi. Meleğin iyiliği nasıl bir iyilik ki kötülük barın- dırması gerekir? Mikail hangi suçu yüzünden şeytanı cezalan- dınr, ya da hangi suçu işlemesine engel olmak için onu şişler? Şans verilseydi, belki şeytan da ona aynı şeyi yapardı. Öyleyse ikisinin arasında ne gibi bir fark var? Bence mızrağı saplayan ya da mızrağı yiyen diye bir şey yok; sadece saplamak var.
"Mikail, şimdi yağmuru kesmen gereken yerdeyiz." "Şaka yapmıştım." "Kız arkadaşım yok, yavşak ya da şerefsizin teki değilim." "Otobüsten inme nedenimin bu olduğunu mu sandın? Midem bulandı, hemen inmezsem kusacaktım. Böyle saçma bir rahatsızlığım var, midem çok hassastır." Kaşları yalanım karşısında şaşkınlıkla havalanırken alt dudağını ısırdı. Ya çok profesyonel bir yalancı olduğumu düşünerek hayranlıkla bakıyordu ya da açıklaması için kendini kötü hissetmişti. İlki olsa fena olmazdı.
Sayfa 41 - Poyraz & Ekin·Kitabı okuyor
Ben bu yağmur metaforunu sevdim yalnızz
"Seni bir kere daha görmek için Mikail'e gece gündüz yalvardığımı söylesem benden kaçar mısın?" "Bugün yağmurun yağma ihtimali neredeyse sıfırdı, inanmamam mümkün değil." "Çok istedim. Benimle kahvesini paylaşan kadını en yakın zamanda bir daha göremezsem kendimi asarım, dedim ve işte, Mikail bana acıdı."
Sayfa 38·Kitabı okuyor