Ekin çok ağladı, bana çok güvendiğini ve nasıl bu gü veni boşa çıkarabildiğimi söyledi.
Oreo bebekliğinden beri onunla berabermiş ve ben onun en yakın dostunu kaybetmişim. Öldüğünü öğrenseydi daha kötü hissedeceğini bildiğimden sustum ve benden nefret etmesine izin verdim.
Sonra da bir daha onu görmedim..
İki gün önce taktığı mor taşlı tokalarını o gün de takmıştı ve ağ-layıp kendini harap ederken tokalardan birini arka bahçede düşürmüştü. Mor taşlı tokasını o gittikten sonra Oreo'nun arka bahçedeki mezarına gömdüm. Belki bir gün tekrar karşılaşırlardı.
Babam belinden çekip çıkardığı silahı Oreoʼnun yüzüne tuttu ve ateşledi. Yüzünün parçaları etrafa saçılan Oreo'nun vücudu kollarımın arasında kaskatı kesildi. Saatlerdir hevesle atan kalbi durdu ve kanı suratıma sıçradı.
Babamın acı dolu haykırışı mahallede yankılanırken yerden kalkıp Oreo'yu tasmasından geri çekmeye çalıştım. Babamın yüzünden oluk oluk kan akıyordu ve Oreo'nun bir dişi gözüne saplanmıştı. Gördüklerime inanamadım.