"Ah! Unutmak istemem, bırak gözlerine bakayım
Ayışığındaki o talihsiz aşkın öyküsünü...
Umutsuz aşkın acılarını
Konuşmadan anlatan gözlerine bakayım..."
"Fabrikada fazla mesai yapan birileri olmalıydı. Ama mesai, saat sekizi pek geçmezdi; hele dokuzu hiç. Bir süre bu iş yerini düşündüm. Orayı sevmiyordum. Sabah insanın içini kasvetle dolduran düdüğü saat beşte daha da iğrenç geliyordu. Orası her gün insanları yutan, akşam olunca da çok yorulmuş insanlar kusan bir canavardı."
"Totoca!" dedim.
"Efendim?"
"Noel'de bize hiç ama hiçbir yerden armağan gelmeyecek mi sence?"
"Sanmıyorum, gelmez!"
"Ciddi konuş, ben herkesin söylediği kadar kötü ve sersem miyim?"
"Kötü değilsin. Ama içine şeytan girmiş senin."
"Noel günü geldiğinde şu şeytandan kurtulmayı çok isterdim! Ölmeden önce, hayatımda hiç değilse bir kez, küçük şeytanın yerine küçük İsa'nın benim için doğmasını isterdim doğrusu."