Feyzanur Betûl

Feyzanur Betûl
@millennium
@sincemillennium
Toplum sıradan insanlardan oluşur ve kendini sıradan insanlara uydurmak demek senin de başlı başına sıradanlaşman demektir.
Reklam
Ve nereye gidersen git toplumlar daima sıradan zihinlerden-orta sınıf, burjuvaziden- para ve iktidarın peşinden koşmaktan başka hiçbir şey bilmeyen, hiçbir şeyi derinlemesine görememiş insanlardan oluşur. Yaşamın dikey boyutundan hiçbir şekilde haberleri olmayan, yatay boyutta koşabildikleri kadar hızlı koşturup duran insanlardır bunlar. Sonra bir gün ne kaçırdıklarından büsbütün habersiz, yaşam ve varoluşun görkemini, ihtişamını bilmeden mezarın yolunu tutarlar.
Özünün en derininde tamamen tek başınasın. Kimse senin kendi başınalığının mabedine adım atmadı, asla atamaz da. Aşıklar bile birbirlerinin özlerine nüfuz edemez. Öz, her şeyin ötesinde kalır. Sadece ve sadece sen onu bilebilirsin.
Berkeley, Doktor Johnson’la yürüyordu. Doktor Johnson bir gerçekçiydi. Berkeley’in dünyanın bir nesne değil, sadece bir düşünce, bir öykü, zihnin bir yansıtması olduğunu, dışarıda hiçbir ağacın hiçbir insanın olmadığı, yalnızca “Ben”in var olduğunu savunan görüşü onu kızdırıyordu. Johnson bir gerçekçi olarak gitgide daha da öfkeleniyordu ki bunun nedeni de bu adamı mantıklı bir şekilde nasıl çürütebileceğini bulamıyor oluşuydu. Dışarıdaki ağacın gerçekten orada olduğu nasıl kanıtlanabilirdi ki? Bu nasıl kanıtlanır? Ağaçları rüyada da görüyoruz ve bunlar neredeyse dışarıdakileriyle aynı görünüyorlar. Rüyada da orada olduklarını düşünüyoruz; yalnızca sabah uyandığımızda aslında orada olmadıklarını öğreniyoruz. Kim bilir?
İnsanları izle, kendini izle göreceksin ki insanlar son derece trajik bir varoluşun içinde yaşıyorlar.