Loana, bir alıntı ekledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Milli mücadele" istiyorsan, sana mutlak lazım olanları da söyleyeyim:
Adı olan bir millet...
Bir bayrak...
Bir ordu...
Yiğit komutanlar...
Marş...
And...
Damarlarında asil kanı ile gençlik...
Cumhuriyet ideali...
***
(Keşke sarılsaydın bunlara)
***
Ayrıca "İki tane ayyaş" bulacaksın...
Senin ayranla olmaz bu iş...

Titanic Kemancıları, Bekir Coşkun (Sayfa 303 - Bilgi Yayınevi - 3. Basım)Titanic Kemancıları, Bekir Coşkun (Sayfa 303 - Bilgi Yayınevi - 3. Basım)
Sümeyye Akyürek, Tohum'u inceledi.
7 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Milli Mücadele dönemindeki Maraş'ı anlatan bir oyundur. Anadolu' nun ruhundan, inceleğinden ve sırlarından bahseder. Beni en çok etkileyen kısmı ise maddedir.

lilâ, bir alıntı ekledi.
Dün 22:27

Savaş bazen bir ulusun topyekûn kurtuluş mücadelesine, varlık yokluk, ölüm kalım davasına dönüştüğünde, aynı gerçeği işaret etse de birden fazla adı vardır. İstiklâl Harbi, Kurtuluş Savaşı, Milli Mücadele. Hepsi de aynı mukaddes manayı karşılar.

Kelime Defteri, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 71 - Timaş Yayınları)Kelime Defteri, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 71 - Timaş Yayınları)
Cezmi şeker, bir alıntı ekledi.
Dün 03:07

"...M. Kemal'in sözleri de ikonolojikleşmiştir. Kimi sözleri zaten standart kaligrafilerle resmi ideolojinin görsel söyleminin de bir unsuru olmuştur. Hemen her duruma, her meşrebe uygun bir Atatürk sözü buluşturulabilir. Peki, sürekli tekrarlanarak ve meşrulaştırıcı işlev görerek mitosu yeniden üretmenin ötesinde, M. Kemal'in sözlerinin içeriğinde ne buluruz? M. Kemal'in yazıp söylediklerinin siyasi-ideolojik anlamı nedir?

İki temel kaynak var elimizde: M. Kemal'in 1927'de yazıp Meclis'te okuduğu Nutuk ile, çeşitli konuşma ve açıklamalarını bir araya getiren Söylev ve Demeçler. (Bunlar arasında zaman zaman -peygamber hadislerindeki sahihlik meselesindeki gibi- gerçek olup olmadığı tartışılan sözler de bulunur.)

Birçok Kemalist yazar Nutuk'a topyekun temel eser olarak bakar, eşsiz bir politik hikmet kitabı sayarlar - kimileri Türklük için taşıdığı tarihsel önemi açısından onu Bilge Kağan'ın yazıtlarına benzetir. Oysa Nutuk, bir iç siyasi hesaplaşma metnidir. Parti içi ve dışı muhalefetin tasfiyesinin tamamlandığı, tek parti rejiminin inşasına girişildiği evrede, mutlak iktidarı tescilleyen bir meydan okuma niteliği taşır. M. Kemal burada Milli Mücadele sürecini, bütün diğer failleri 'harcamaya' veya en azından ikincilleştirmeye özel bir önem vererek anlatır; Ali Fuat Cebesoy'un (1882-1968) tabiriyle "apotrlarım" [havarilerini] eleyerek kendi liderlik anlatısını kurar. Bu konjonktürel işlevinden ötürü Nutuh'un 1938-50 arası tekrar basılmasına gerek duyulmamış, 1950'den sonra da uzun süre 'kutsal kitap' muamelesi görmemiştir. Nutuk'u 'büyüten', yine askeri darbelerdir. Özellikle 12 Eylül 1980'den sonra Nutuk, bütün "izm"leri fuzuli kılacak bir bilgelik pınarı mertebesine oturtulur. (l 990'lardan sonra, M. Kemal'in yaşamında ve Nutuk'ta 19 sayısının tekrarlarını, katlarım ve zorlama hesaplarla elde edilen tezahürlerini işleyen ezoterik tefsirler de çıkacaktır.) Nutuk'un bu dönemde de çok okunduğunu söylemek zordur, daha ziyade zikri geçer, o da bir ikonolojik malzemedir..."

Cereyanlar, Tanıl BoraCereyanlar, Tanıl Bora
Yücel Altunay, Yaban'ı inceledi.
25 May 19:46 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

Gerek Milli Mücadele döneminin gerekse o dönemin Anadolu insanını en içten ve en naturalist ve bütün realistliğiyle anlatan eşsiz bir eserdir .Sonu hüzün bir ayrılıkla biter :(

Türkiye’de “milli mücadele” anti-emperyalist miydi?
"Türkiye’de sol hareketin büyük bölümü bu soruya evet yanıtını verir. Ama gerçek bu değildir. Mustafa Kemal önderliğinde verilen kurtuluş mücadelesi, emperyalist güçlerin işgaline karşı bir mücadeleydi, emperyalist sisteme karşı bir mücadele değil. Bu mücadelenin başarıya ulaşmasıyla, kapitalist üretim ilişkilerinin varoldukları kadarıyla tasfiye edilmesi şöyle dursun, kapitalizmi bizzat devlet eliyle geliştirmek için işçi sınıfı ve emekçiler yoğun bir sömürüye tâbi tutuldular. 30 yıl boyunca burjuva demokrasisinin en temel haklarını bile hiçe sayan bir tek parti diktatörlüğüyle burjuvazi devlet eliyle palazlandırılmaya çalışılırken, işçi sınıfı her türlü haktan yoksun bırakıldı. Sendika kurması, greve çıkması yasaklandı, o günkü Türkiye Komünist Partisi yıllar süren kovuşturmalara tâbi tutuldu. Binlerce komünist işkencelerden geçirildi ve hapislerde çürütüldü. Yüzlercesi katledildi. Kürt halkına karşı bugüne kadar süren bir imha ve inkâr politikasının temelleri o dönemde atıldı. Kürt isyanları on binlerce kişinin katledilmesiyle bastırıldı. Ülkenin temel sorunu olan toprak sorunu devrimci bir tarzda çözülmeden olduğu gibi bırakıldı. Kemalist hareket, ülkenin siyasal bağımsızlığı dışında hiçbir temel sorununa devrimci bir çözüm üretmeyen, güdük, sınırlı ve tepeden bir burjuva devrim gerçekleştirdi. Böylesi bir hareketin değil anti-emperyalist sayılması, burjuva anlamda devrimciliği dahi son derece güdüktür."

Mavi Kelebek, bir alıntı ekledi.
25 May 17:40

Yeni nesillerin o dönemin şartlarını anlayabilmesi atalarının göstermiş olduğu mutlak direniş ve sarsılmaz kararlılığı kavrayabilmesi gereklidir.

Vatan savunması uğrunda cepheye giderken geride bırakılan eşleri, anaları, evlatları; açlıkla, yoklukla baş başa bıraktığını bilerek; ardına bakmadan, gözünü kırpmadan şehadete koşan atalarımızın fedakarlıkları her yönüyle iyi anlaşılmalı ve anlatılmalıdır.

90. Yılında Milli Mücadele, Kolektif90. Yılında Milli Mücadele, Kolektif
Mavi Kelebek, bir alıntı ekledi.
25 May 17:19

Türk İstiklâl Harbi yokluk, imkânsızlık ve her türlü sıkıntıya rağmen milleti esaretin sınırından kurtaran topyekûn verilmiş bir mücadeledir.

90. Yılında Milli Mücadele, Kolektif90. Yılında Milli Mücadele, Kolektif

“Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel, herşeyden evvel Türkiye’nin istikbâline, kendi benliğine, millî an’anelerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzûmu öğretilmelidir.” (1 Mart 1922 TBMM açış konuşmasından)

Milli Mücadele Gerçekleri 1
Kazım Karabekir’in meşhur “Emrinizdeyim Paşam” diyerek tarihin akışına etki ettiği Erzurum olayında farklı kaynaklar şöyle bir şey de ekliyorlar: K.Karabekir tevkif için paşanın yanına gelir, “paşam sizi tevkif etmek zorundayım” der. Ve odada baş başa konuşup dışarı çıktıktan sonra topuklarını birbirine vurarak selam durur “Emrinizdeyim Paşam” der. Her gününde zaten ayrı bir destan yazılmış olan bir milli mücadeleyi, fazladan çabalarla destanlar yaratmak o ruha zarar vermek olacaktır. Erzurum’dan Sivas’a giderken ihbar gelir ve yolda kürt aşiretlerinin pusu kurduğu, M.Kemal ce heyetin geçişini beklediği söylenir. K.Karabekir yola çıkmaması için telkinde bulunur. Düşünür , tartar ve yola çıkar. Coğrafyayı Kafkas Cephesi komutanlığından bilir. Aşiretleri de. Ve yolu kesemeyip sarp yamaçlardan kısıtlı isyancı mühimmatlarıyla ateş edeceklerini öngörür. Bu en kötü senaryodur. Bir de taht yanlısı Dersim Valisinin siyasi olarak çıkarttığı söylenti oldugunu gözardı etmeyip yola çıkar. Gazi Mustafa Kemal Atatürk zeki, stratejilerini çok öncesinden planlayarak hayatını yaşayan bir dehadır. Onu uydurulan destanlarla büyüttüm sanıp, zekasını aşağılamanın mantığı, izahı yoktur!