Bizim kafile, İzmir rıhtımına varıp da denizin mavi suları görününce Mustafa Kemal Paşa'nın "İlk hedefimiz Akdeniz'dir!" diye yapmış olduğu beyanatı düşündüm. Hakikat bu sular, uğrunda ölmeye değer bir hedefti. Fakat Türk askerinin gayesi çok daha derin ve manidardı; su ile, denizle münasebeti yoktu. O gaye, bir milletin yaşamak arzusuydu.
Vak'a falan çıkarmıyor, belki vak'a çıkmasını önlüyoruz. Vatan meselesi çıkınca insanoğlu değişiyor. Galata'yı tutanlar kimlerdir, bilir misin? Polis, sabıkalılar, külhanbeyler, falan. Evet polisle sabıkalı el ele verdi. Garip değil mi? Ama adı üstünde, Millî Mücadele bu! Bu ateşte sabıka falan kalmaz, hepsi temizlenir!
Mustafa Kemal Atatürk, asla kurucularından, Umumi Merkez üyelerinden, yönetici liderlerinden, mebus veya nazırlarından biri olmadığı İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin gizli kuruluş döneminde, Kolağası rütbesindeyken kısa bir süre üyesi bulunmuştur. Kongresi'ne katılmış ve daha başlangıçta askerlerin politikadan uzak kalmaları teklifi ile İttihat ve Terakki yapısını ve asker liderlerini eleştirmiştir. Metot ve prensiplerine karşı koyduğu; vatan ve millete zarar getirilmelerini önlemeğe çalıştığı, uyarmalarına kulak asmayan liderleriyle mücadele ettiği ve nihayet İstiklâl Mahkemesi'nde son tasfiyesini yaptırdığı İttihat ve Terakki Fırkası hakkında Atatürk'ün son hükmü şudur: İttihat ve Terakki vatansever bir kuruluştur. Kusurları, yanlışları ve zararları olmuştur. Ama vatanseverliği, tartışmaların üstündedir.
Sayfa 53 - Milli Mecmûa, Dosya Konusu: İttihat ve Terakki, Sayı 9, Temmuz-Ağustos 2019·Kitabı okuyor
Sina Akşin, İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele (İstanbul: Cem, 1983) adlı kitabında Vahdettin hükümetlerinin siyasetini incelemekte, Nur Bilge Criss ise, İstanbul Durİng the Allied Occupation 1918-1923 (doktora tezi, George Washington Universily, 1990). [Türkçesi: işgal Altında İstanbul, İstanbul: iletişim, 1993] adlı çalışmasında işgal güçlerinin siyaseti üzerinde durmaktadır.
"Türkiye'deki Kemalist hareket, komünist bir felsefeye sahip değil. Bunu çok iyi biliyoruz. Fakat Türkler, bizim düşmanlarımızla çarpışıyorlar. İngilizler Çanakkale'yi geçerek Kafkasya'ya dayandıkları takdirde, biz komünizmi değil dünyada, Rusya'da bile yaşatamayız; ayakta tutamayız! Bu bakımdan her ne pahasına olursa olsun, Türkiye'ye yardım etmekle mükellefiz. Bugün Rusya'da 20 milyon insan, bir açlık tehlikesiyle karşı karşıyadır. Buna rağmen biz Türklerin Milli Mücadele'den muzaffer çıkmasına yardımcı olmak mecburiyetindeyiz. Ölen her Türk neferi, bizim kuvvetimizi de zaafa uğratacaktır! "