Hatta Millie'nin yıkaması için bir sürü erkek kıyafeti bile almıştım. ( Gerçi ilk gün aptal gibi onları karıştırmayı unutmuştum. Eminim bizim kirli giysilerini katlayan ruh hastaları olduğumuzu düşünmüştür.)
Ağır İtalyan aksanıyla, "Millie," diye tekrarladı. Bir şey söylemek istiyordu ama zorlanıyordu. "Sen..."
İtalyanca bir kelime söyledi fakat ön kapının açıldığını duymamızla bahçeye geri dönüp toprağı kazmaya devam etmesi bir oldu. Söylediği kelimeyi ancak şöyle böyle duyabilmiştim. Pericolo. Artık ne demekse. Belki de kola istiyordu.