Newton uzay ve zamanı, olayların onun hareket yasalarına göre gerçekleşebildiği uçsuz bucaksız, boş bir alan olarak kabul etti. Sahne mucizeler ve gizemlerle doluydu ancak özünde eylemsiz ve etkisizdi, doğanın dansının pasif bir tanığıydı.
Ancak, Einstein bu düşünceyi tersine çevirdi. Ona göre, sahnenin kendisi yaşamın önemli bir parçası haline gelecekti. Einstein'ın evreninde uzay ve zaman, Newton'un varsaydığı şekilde durağan değil, tuhaf biçimlerde eğilip bükülen dinamik bir alandı.
Yaşam sahnesinin, oyuncuların kendi ağırlıklarınca battığı bir güvenlik ağı ile yer değiştirdiğini düşünün. Böylesi bir alan üzerinde sahnenin de en az oyuncular kadar önemli hale geldiğini görürüz.