- sizin talihsizliğiniz, Bay Wandergood, insanları fazla sevmeniz...
- ama komşunu sev...
- bırakın komşularınız birbirlerini sevsinler, siz bunu onlara öğretin, öğütleyin, emredin, ama siz neden böyle yapasınız? fazla sevdiğinizde, sevilen nesnedeki eksiklikler fark edilmez olur, hatta daha da kötüsü: o eksikliklere meziyet atfedilir. oysa eksikliklerini bilmezseniz, kusurlarını iyi niyetlerine yorarsanız insanları nasıl doğru yola çeker, onları mutlu edebilirsiniz? sevmek, arzulamak demektir ve arzu da gücü öldürür. görüyorsunuz, sizinle açık konuşuyorum Bay Wandergood ve yineliyorum: aşk, güçsüzlüktür!
Epiktetos için doğaya yakın olmak, tabiatın kurallarına uygun yaşamak, insanın kendi tabiatının da daima farkında olması ve buna göre yaşaması çok mühimdir. hatta hayatidir. bu kaideden sapacak olan kişi merkezini bulamaz, mutlu olamaz, huzuru yakalayamaz.
bazısının önünde hiçbir engel yoktur ve sadece kendi istediğini yapar. bazısının kaderi ise başkalarının isteklerine tabidir. eğer insan yaptığı her şeyin kendi kararı olduğuna inanırsa özgür, mutlu, asil ruhlu ve Tanrı inancına sahip olacaktır. her şey için Tanrı’ya şükredecek ve olan hiçbir şeyde hata bulmayarak her şeyi kabullenecektir. ancak kendine değil de dış dünyadakilere inanırsa korktuğu ve arzuladığı şeyler üzerinde gücü olanın kölesi olacak, özgürlüğü kısıtlanacak ve Tanrı’nın ona zülmettiğini düşünecektir.