Kitap hakkında ne yazsam az kalacak gibi bir his var içimde. Kitap değişik zaman dilimlerinde değişik hikayelerle zamanla birbirine bağlanıyor. Aslında kim kötü kim iyi anlamak mümkün değil. Çok dikkat vererek okunması gereken bir kitap bir ipucunu kaçırdığın an içinden çıkamazsın. Sara bir polis ve kocası beş ay önce inşaattan düşerek ölmüştür. Olay kaza olarak geçmiştir kayıtlara ama gelen bir telefon olayın kaza olmayacağına dair şüphe tohumu ekmiştir içine ve işin peşine düşmüştür. Öyle kişilerle öyle olaylarala karşılaşmıştır ki aklı allak bullak olur. Kitabın sonu ise çok çarpıcıydı doğrusu bu kadarını da beklemiyordum içimde hep bir şüphe vardı ama hep olmaz demiştim, olabilirmiş. Olay örgüsü ve hayal gücü siz büyüleyecek bir kitap. Ruhlar Mahkemesi
Sessiz hastayı çok severek okumuştum. Ondan sonra gelen Yitik kızlarda fena sayılmazdı. Hiddet ise beni baya hayal kırıklığına uğrattı denebilir. Üç kitabında ortak noktası sonu aynı yerde bitiyor olması mutlaka birisi o akıl hastanesine düşüyor öyle yada böyle. Hikayeyi anlatım bakımından beğenmedim neden mi? Anlatıcı bazen çok detaylarla sizi boğuyor sonra diyor ben öyle olmasını dilerdim ama olaylar farklı gelişti. Hayda okuduğum her detay başa sardı. Üçyüz sayfa bana geldi 600 sayfa. Kitabın olay örgüsü fena sayılmazdı ama sonu beni etkilemedi bu sefer. Yazarın kitaplarında fark ettiğim şeyse kadın ne kadar severse sevsin mutlaka aldatılıyor. Niye ya biri de adam çıksın. Hiddet