Çok kısacıktı. Bu kadar beklememiştim. 3.kitabın sonunda bir bölüm kadar falandı. Ama yine de güzel hikayeydi bence.
Son kısımda Enzoya bi düştük bence...
Bazen yirmi dört saate gereğinden fazla şey sığıyor...
Kitapta bir aileden bahsediliyor; anne, baba, üç erkek kardeş ve onların eşleri.
İlk çocuğun en çok sevildiği ve tüm yükün ona yüklendiği, ortancanın itilip kakıldığı, en küçüğünün ise unutulduğu üç erkek kardeş...
Her bölüm o ailedeki insanların tek tek içlerini döktükleri bölümler olarak yazılmış. Kimin ağzından hikayeyi okusam ona hak veresim geliyor. Ama sanırım en suçlular anne ve baba. Yalan ve sırların üzerine bir aile kurmaya çalışmışlar...
İçten, kolay okunan ama insana "aile" dediğimiz şeyin aslında ne kadar karmaşık olabileceğini düşündüren bir kitaptı.
Şermin Yaşar karakterlerin kalplerini bize çok iyi bir şekilde açıp aktarmış. Tertemiz Türkçesi ve akıcı diliyle çok güzel hem güldüren hem ağlatan bir kitaptı.
Kitap namusuna ve ailesine düşkün 5 çocuk babası Ali Rıza Bey'in işinden istifa etmesiyle başlıyor. Aynı gün ise oğlu Şevket işe başlıyor. Ali Rıza Bey evin reisliğini oğluna devrediyor. Bu olaydan sonra ise olanlar oluyor.
Bir ailenin çöküşü ve aile babasının elinden bir şey gelmediği gibi zamanla evrimleşip karşı durduğu, ahlaken en nefret ettiği kimliğe bürünmesini gayet akıcı bir şekilde okuyoruz.
Bir ağacın dallarının kırılıp, yapraklarının teker teker dökülmesi ustaca anlatılmış...
Normalde bir oturuşta bitirilebilecek bir kitap. Sadece ben biraz okumaya fırsat bulamadım... :)
Çıkar çıkmaz aldığım ve okumaya biraz geç kaldığımı düşündüğüm mükemmel bir Başkomiser Nevzat kitabı....
Kahramanımız bu sefer de ailesinin katilleriyle yüzleşmeye hazırlanıyor. Ağvada toprak kayması sonucu bir iskelet bulmalarıyla başlayıp, ailesinin katillerinin peşine düşüyor. Suçun kendi üzerine kalması söz konusu da olsa adım adım ilerleyip olayı aydınlatmaya çalışıyor.
Ahmet Ümit'in akıcı dili sayesinde su gibi aktı kitap. Soluksuz okudum.
"Çünkü cinayet işlemenin belli bir saati yoktu, çünkü katiller, öldürmek için bizim mesaiye başlamamızı beklemezlerdi, çünkü vahşet zamansızdı."
Sanırın yaşımın vermiş olduğu bir durumla ergenlik kitabı olduğunu düşünüp geç okumaya başlamıştım. Klasik lise aşkı okumayı bekliyordum ilk başlarda. Ama gerçek hayattan parçalar buldukça iyice sarmaya başladı. 717 sayfa akıp gitti ve nasıl bittiğini anlayamadım...
Nehir gibi Shannon ve Johnny bambaşka dünyalara götürdü. ♡
Kitapta özellikle sevdiğim (başroller hariç) iki kişi ise kesinlikle Shannon'un abisi Joe ve Johnny'nin en yakın dostu Gibsie ikisine bayıldım. Özellikle onca yaşadığı şeye rağmen ve o babaya rağmen korumacı abi mükkemmeldin... :(
Shannon'un onca zorbalığı ve o babayı kabullenmesi beni gerçekten üzdü. Okudukça yalnız olmadığını görmek sevindirse de yaşadıklarını okumak çok zordu.
Gerçek hayatta da böyle şeylerin var olması çok yazık....
On Üç’ü BağlamakChloe Walsh · Martı Yayınları · 20241,582 okunma