Doğa insana hem kendine, hem kendi gözlerinin içine bakamama yeteneğini bahşetmiş.
İnsan sadece akarsularda ve göllerde seyredebilirdi yüzünü. Ve bunu yaparken vücudunun alması gereken şeklin de simgesel bir anlamı vardı. Kendini görmek denen o alçaklığı yapmak için suya sarkmak, eğilmek zorundaydı.
Aynayı her kim icat ettiyse, insan ruhunu zehirlemiştir.
Yalnızlığım bir mutluluk arayışı değil, çünkü yapımda yok mutlu olma yeteneği; hiç kaybetmemiş olanlar dışında kimsenin elde edemeyeceği huzur da değil peşinde koştuğum; bir uyku arayışı benimki, bir silinme isteği, utangaçça bir reddediş.
Aslında istemeden kendimde her biri farklı bir ruhatekabül eden farklı felsefeler barındırıyorum, öte yandan eleştirebilirim de bunları; Ömer ( Hayyam) hepsini birden reddedebilirdi, çünkü onun tamamen dışındaydılar; ben ise atamam, çünkü onlar, bendir.
Kendimi bilmiyorum, çünkü düşünüyorum. Dolayısıyla gerçekten düşünüp düşünmediğimi de bilmiyorum. İnancım olsa farklı bir insan olurdum; ama şu da var ki, deli olsam dafarklı olurdum. Sonuç olarak farklı olsaydım farklı olurdum.