''Huzuru artık dışarıda aramıyorum, kendi içimde bir sığınak haline getirmeye çalışıyorum.''
Bu cümlede yorulmuşluk da var, olgunlaşma da.
İnsan bazen uzun süre huzuru; bir evde, bir ilişkide, bir başarıda, bir şehirde, bir “her şey düzene girince” anında arıyor. Sonra fark ediyor ki dışarıdaki şeyler değiştikçe huzur da sürekli yer değiştiriyor.
“Kendi içinde sığınak olmak” ise daha farklı bir şey:
* Her şey mükemmelken değil, karmaşanın içinde de kendine dönebilmek.
* Kaygılıyken bile kendine sert davranmamak.
* Dışarıdaki belirsizliklere rağmen içeride küçük bir güven hissi kurabilmek.
Bu genelde bir anda olmuyor. Daha çok küçük küçük oluşuyor:
bir fincan kahvede, içten bir merhaba da, kedini severken, biriyle gerçekten anlaşılmış hissettiğin anda, hatta bazen sadece “bugünü de atlattım” diyebilmekte.
Ve sanırım en önemli tarafı şu:
İnsan kendi içinde sığınak kurmaya başladığında, dış dünyaya olan bağımlılığı azalıyor ama sevgisi azalmıyor. Sadece tutunma şekli değişiyor.