On beş yıl boyunca mümkün olan her şeyden kurtulmuş ama onların yerine neredeyse hiçbir şey koymamıştım.
Bu yaptığım doğru bir şey miydi, emin değilim. Rahatlamış olduğum kesindi ama yaşlanıp ölme vakti geldiğinde benden geriye ne kalacağını düşündüğümde çok korkuyordum.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Kusursuz metin diye bir şey yoktur. Tıpkı kusursuz umutsuzluk diye bir şeyin olmadığı gibi."
Asıl anlamını ancak yıllar sonra kavrayabildiğim bu sözler hâlâ bir tür teselli verir bana. Yani kusursuz metin diye bir şeyin var olmaması.
Ne var ki, bu sözlere rağmen, ne zaman bir şeyler yazmaya otursam hep üzerime çullanıyordu umutsuzluk duygusu. Yazmayı başarabildiklerimin kapsamı oldukça kısıtlıydı.
Herkesin bir sürü sorunu vardı. Sorunlar gökten yağmur gibi yağıyor, bizlerse var gücümüzle onları toplayıp cebimize koyuyorduk. Bunu neden yapıyorduk, bugün de bilmiyorum. Belki de onları başka bir şeyle karıştırıyorduk.
Sen yapmak, etmek, başarmak istemiyorsun ki... Yapmış, etmiş, başarmış olmak istiyorsun. Göle gitmek değil, gölde olmak istiyorsun. Sürekli bir yere gider gibi değil de bir yerde varmış gibi yaşadığın için yorgunsun.