İşte ben de şu sıra kendimi bu bitkiye benzetiyorum. Evet, belki kurudum ama inatla ölmüyorum. Yeşillenmem bir yağmura bakar Osman, ben artık istemiyorum.
Ama bu rüya, kendi içimde küçük bir aydınlanmaya vesile oldu. Zamanla geçsin diye beklediğim bu ağrı, zamanın da geçip gitmesine çare olmuyor. Geçen zaman ömrü eksiltiyor, yaşım aldı başını gidiyor. Başlarım böyle aşkın ıstırabına Osman, ben artık istemiyorum.
Lafı dolandırıp lüzumsuz heyecanlara mahal vermeden peşin peşin söyleyeyim, ben artık istemiyorum Osman. Güzel başlayan bazı romanlar ilerledikçe sarpa sarmaya başlar da bir umut okumaya devam edersin ya, hah işte ben öyle yapmayı bıraktım. Neresinde kaldığımı unutmayayım diye değil, tam da neresinde vazgeçtiğimi hatırlayayım diye sayfayı köşesinden katlayıp rafa kaldırıyorum, yani artık istemiyorum Osman.