Mine Sena Ergün

Mine Sena Ergün
@minesenaergun
10/10
·392 syf.··
2026 19. kitabı
Bugün size gizemi, gerilimi ve karanlık atmosferiyle beni sayfalar boyunca merak içinde bırakan Ölümcül Konular kitabının yorumuyla geldim. Sydney Denik, Alzheimer araştırmaları yapan gizemli Madrona Vakfı’nın adadaki tesisinde çalışma fırsatı yakalar. Ancak tesise vardığı andan itibaren her şey garipleşmeye başlar. İnsanların tuhaf davranışları, açıklanamayan olaylar ve kaybolan kişiler Sydney’i büyük bir gizemin içine sürükler. Üstelik yaşadıklarının kendi zihninin bir oyunu mu yoksa gerçekten bir şeylerin ters gittiğinin işareti mi olduğunu anlamakta zorlanır. Bir yandan da hem psikoloğu hem de hocası olan Wes Kincaid’e karşı hissettiği çekim, olayları daha da karmaşık hale getirir. Bu kitapta en sevdiğim şey kesinlikle merak unsuruydu. Her sayfayı “acaba şimdi ne olacak?” diye çevirdim ve kitap boyunca bu hissi hiç kaybetmedim. Yazarın yarattığı atmosfer o kadar başarılıydı ki kendimi zaman zaman Sydney’le birlikte o tesisin koridorlarında, laboratuvarlarında ve ormanın içinde hissettim. Sürekli bir şeylerin ters gittiğini biliyorsunuz ama ne olduğunu bir türlü çözemiyorsunuz. Wes karakterini de oldukça sevdim. Onun hakkında ne düşüneceğime uzun süre karar veremedim ve bu da hikâyedeki gizem duygusunu güçlendirdi. Sydney ve Wes arasındaki çekim hoşuma gitse de benim için kitabın önüne geçen şey kesinlikle gerilim ve gizem tarafı oldu. Özellikle sonlara doğru tempo daha da yükseldi ve ortaya çıkan gerçekler beni şaşırtmayı başardı. Kitap boyunca kurduğum birçok teori boşa çıktı diyebilirim. Finalde yaşananları okurken gerçekten büyük bir merak ve heyecan içindeydim. Karina Halle’nin kalemiyle ilk kez tanıştım ve anlatımını oldukça akıcı buldum. Kitap beni ilk sayfasından son sayfasına kadar içinde tutmayı başardı. Gizemli atmosferleri, psikolojik gerilimi ve
Ölümcül KonularKarina Halle · Nox Yayınları · 202562 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·316 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
Herkese merhaba Bugün size okurken hem çok etkilendiğim hem de birçok yeni şey öğrendiğim bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Daha önce Sema Soykan’ın kalemiyle tanışmış ve anlatımını sevmiştim. Adsız Roman da beklentimi karşılayan, hatta yer yer aşan bir kitap oldu. Sayfalar ilerledikçe elimden bırakmak istemedim ve büyük bir merakla, soluksuz okudum. Kitap bizi iki farklı zaman diliminde ilerleyen bir hikâyeye davet ediyor. Günümüzde Neri’nin anneannesine ait yazmaları bulmasıyla başlayan olaylar, bizi 1864 Çerkes Sürgünü ve Soykırımı’nın yaşandığı yıllara götürüyor. Janset, Jankat ve Elbruz’un hikâyesini okurken yalnızca karakterlerin yaşadıklarına değil, bir halkın acısına da tanıklık ediyoruz. Çerkes kültürüne ve geleneklerine tamamen yabancı değildim ancak bu kitap sayesinde bilmediğim pek çok şey öğrendim. Özellikle Çerkeslerin yaşam biçimleri, gelenekleri ve Xabze kültürüne dair anlatılan detaylar benim için oldukça ilgi çekiciydi. Tarihi bilgiler hikâyenin içine öyle güzel yerleştirilmişti ki okurken hiçbir noktada kopmadım. En çok etkilendiğim şeylerden biri ise anlatılanların kurgu olsa da gerçek olaylardan beslenmesi oldu. Karakterlerin yaşadığı acılar, vatanlarından koparılışları ve verdikleri mücadele uzun süre aklımdan çıkmayacak gibi. Sema Soykan yine güçlü araştırmalarını etkileyici bir kurgu ve duygusal bir anlatımla bir araya getirmeyi başarmış. Hem tarihî kurgu sevenlere hem de farklı kültürleri tanımak isteyenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Adsız RomanSema Soykan · Alfa Yayıncılık · 2024909 okunma
8/10
·224 syf.··
2026 17. kitabı
Merhaba kitap dostlarım Bugün size polisiye severlerin ilgisini çekebilecek, kapağını kapattıktan sonra bile zihninizde ipuçları bırakmaya devam eden Ölüm Soğuk kitabıyla geldim. Büyükada’da sıradan bir geziye çıkan Melike ve Berkan’ın ormanda karşılaştığı gizemli bir ceset, herkesin hayatını değiştirecek olayların başlangıcı oluyor. Soruşturma derinleştikçe olay yalnızca adada kalan bir cinayet olmaktan çıkıyor; Japonya’dan Kamboçya’ya, Van’a uzanan karmaşık ve uluslararası bir ağın kapıları aralanıyor. Ben kitabı büyük bir merakla okudum. Daha ilk sayfalardan itibaren kendini okutmayı başaran, temposu düşmeyen bir polisiyeydi. Her yeni ipucu zihnimde farklı ihtimaller oluşturdu ve “katil kim?” sorusu sürekli canlı kaldı. Özellikle adli tıp detayları ve soruşturma sürecinin işlenişi, hikâyeye oldukça gerçekçi ve güçlü bir hava katmıştı. Polisiye türünde en sevdiğim şeylerden biri tahmin yürütmek ve ters köşelerle karşılaşmak. Bu kitap da bunu fazlasıyla yaşatıyor. Olay örgüsü boyunca gizemini koruması ve merak duygusunu sürekli diri tutması benim için en güçlü yönlerinden biriydi. Genel olarak hem akıcı hem de sürükleyici bir polisiye arayanlara rahatlıkla önerebileceğim bir kitap oldu.
Ölüm SoğukGoncagül Haklar · A7 Kitap · 202441 okunma
8/10
·298 syf.··
2026 16. kitabı
Herkese merhaba Bugün size polisiye ve gizemi farklı bir atmosferle harmanlayan bir kitapla geldim. Denizden çıkarılan bir cesetle başlayan hikâye, sayfalar ilerledikçe bambaşka bir boyuta taşınıyor. İlk başta klasik bir polisiye okuyacağımı düşünmüştüm ama yazar beni çok farklı bir kurguyla karşıladı. Kitap boyunca olayların ardındaki sırları çözmeye çalışırken bir yandan da karakterlerin geçmişlerine tanıklık ediyoruz. Özellikle Aypâre’nin yaşadıkları beni en çok etkileyen noktalardan biri oldu. Onun hikâyesini okurken zaman zaman hüzünlendim ve yaşadıklarına kayıtsız kalamadım. Yazarın oluşturduğu karanlık atmosfer ve merak duygusu kitabı elimden bırakmamı zorlaştırdı. Her bölümde yeni bir soru ortaya çıkarken cevapları öğrenmek için sayfaları hızla çevirdim. Polisiye okumayı seviyorsanız ama aynı zamanda farklı ve gizemli bir kurgu arıyorsanız Samankapan’a bir şans verebilirsiniz.
SamankapanÇağan Kayı · İkinci Adam Yayınları · 202563 okunma
9/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
Herkese merhaba Bugün size Mitch Albom’un Bir Kere Daha kitabının yorumuyla geldim. Yazarın kalemiyle bu kitap sayesinde tanıştım ve gerçekten düşündüğümden çok daha derin bir hikâyeyle karşılaştım Zamanı geri alma fikrini merkezine alan kurguları zaten severim ama bu kitap bunu bambaşka bir yerden ele alıyordu. Alfie’nin hikâyesi ilk sayfalarda bir sorgu odasında Dedektif LaPorta ile başlıyor ve bu atmosfer kitabın başından itibaren gizemli bir hava yaratıyor. Alfie’nin çocukluğundan beri tuttuğu “Kompozisyon Defteri” açıldıkça ise aslında hepimizin içinde bir yerde duran o “keşke” duygusuyla yüzleşiyoruz. Bazı sayfalarda kendinizi onun yerine koyarken buluyorsunuz. Kitap boyunca en çok hissettiğim şey, zamanı geri alabilmenin bir armağandan çok ağır sonuçları olan bir yanılgı gibi anlatılmasıydı. Alfie’nin “nasıl olsa düzeltirim” düşüncesine sığınarak bazı anları tekrar tekrar yaşaması, insana konfor gibi görünen şeylerin aslında nasıl bir kaçış olabileceğini çok net gösteriyor. Gianna ile olan ilişkisi ise özellikle çok çarpıcıydı; bazı duyguların ikinci kez yaşansa bile aynı sıcaklığı taşımadığını hissediyorsunuz. Kitabın en ağır tarafı ise bence tam olarak bu: hiçbir anın gerçekten birebir geri gelmemesi. Aynı yere dönsen bile sen artık aynı kişi olmuyorsun, bu da her şeyi değiştiriyor.
Bir Kere DahaMitch Albom · Destek Yayınları · 202645 okunma