Yokluk elbette aşkı tanımayan günahkarların,içerisinde kayboldukları karanlıktır.Onlar zaten gerçekten var olmamışlardı;kendileri için bile şüpheli olan birer hayalettiler.Sadece, altına girmeden önce bu toprağın üstünde bir müddet tepindiler,boğuştular,bağrıştılar ve sonra aynı toprağın altına düşüp orada eridiler.
Aşkın seli altında ruhta ne hesap kalır,ne menfaat fikri, ne de kin.Ölçüler,hesaplar ve planlar aşk tufanında silinen tarla ve bahçe sınırları gibi,eriyip giderler.
Şüphesiz ki bilen sever,affeder,sabreder.Bilen Bir'i bilir.Bir'de yaşar.Bilen bazen ölür ve her an yeniden dünyaya gelir.Bilen her gerçek bilginin,sonsuzluğa iştirak denemesi olduğunu bilir.
Yeni doğmuş iki insan yavrusu masum bakışlarını dünyaya açar açmaz karşı karşıya birbirlerine yaklaştırın ve birine "Sen işte karşındakinin düşmanısın, onu bir gün öldüreceksin."deyin.Öbürüne de "Sen de ondan intikam alacaksın." deyin.Sonra o iki çift mâsum gözlere bir bakın.Kendinizden utanırsınız.