Yüzleri çok tanıdık ama adları bilinmeyen insanlar vardır hayatın bir yerinde.Varlıkları ,sadece başkalarının varlığını güçlendirmekle tanımlanan insanlar vardır.Herhangi birileri,falanca ya da filanca.Adı, soyadı hiç önemli değil.Başkalarının statüleri uğruna aşağılanan,itilen,hırpalanan gerektiğinde ölümlere gidip gelen insanlar.
Ya da figüranlar diyelim biz bunlara.
Perdenin hazin yüzleri.
Yokluk elbette aşkı tanımayan günahkarların,içerisinde kayboldukları karanlıktır.Onlar zaten gerçekten var olmamışlardı;kendileri için bile şüpheli olan birer hayalettiler.Sadece, altına girmeden önce bu toprağın üstünde bir müddet tepindiler,boğuştular,bağrıştılar ve sonra aynı toprağın altına düşüp orada eridiler.
Aşkın seli altında ruhta ne hesap kalır,ne menfaat fikri, ne de kin.Ölçüler,hesaplar ve planlar aşk tufanında silinen tarla ve bahçe sınırları gibi,eriyip giderler.