Sadece insanlar hakkındaki düşüncelerimizle onlara katkıda bulunabilir veya onları kısıtlayabiliriz.
Eğer bir kişi hakkındaki düşüncelerimiz olumluysa onu güçlendiririz. Eğer düşüncelerimiz olumsuzsa bu kişiyi güçsüzleştiririz.
Durum şuydu: Beyin, kendisine yüklenen üzüntü ve acılara dayanamaz hale geliyordu. Diyordu ki: “ Ben pes ediyorum; fakat burada, bütünün korunmasına önem veren biri daha var, o halde yükümün bir kısmını alabilir ve bir süre daha böyle idare edilebilir. “ İşte orada akciğer devreye giriyordu, herhalde kaybedecek pek bir şey yoktu. Beyin ve akciğer arasında, benim bilgim dışında yapılan bu pazarlıklar korkunç gelmiş olmalı.
İstemeye başlamadan önce hayatınızı hangi yönde değiştireceğinize karar vermeniz gerekir. Bütün ihtimaller mümkündür. Yani var olan ihtimallerin her biri…
O zaman, dönüşmek istediğiniz kişiyi düşünün. Daha sonra şu an olduğunuz kişiye bakın.
Eğer arada büyük fark varsa o zaman hızla inancınızı olmak istediğiniz kişiye yönlendirmeniz ve olmak istemediğiniz bu kişiyle vakit kaybetmeyip gündelik hayatınızı şu anki kişiliğinize göre yaşamayı bırakmanız gerekir.
Tam da ihtiyacım olan zamanda, Judith Malika Liberman tavsiyesiyle karşıma çıktı. Uzun zamandır (“Sofie’nin Dünyası”ndan sonra) bir kitaptan bu kadar etkilenmemiştim. Karmaşık olan zihnimi, kategorilere ayırıp daha da karmaşıklaştırdı doğrusu. Adler psikolojisini sevdim. Bilinçdışı kabul ettiklerimizi yıkıp farklı bir bakış açısından düzeltmeye niyet etmiş, tebrikler.