Mine

Kişinin iddialarının doğruluğunun kazanmakla veya kaybetmekle hiçbir ilgisi yoktur. Haklı olduğunu düşünüyorsan, başkalarının görüşleri ne olursa olsun, konunun hemen oracıkta kapanması gerekir. Ama birçok kişi iktidar mücadelesine giriverir ve başkalarına boyun eğdirmeye çalışır. Zaten bu yüzden “hatayı kabul etme”yi “yenilgiyi kabul etmek” olarak düşünürüz. Kişi kaybetmeyi istememe zihniyeti yüzünden hatasını kabul edemez ve durum yanlış yolu seçmesiyle sonuçlanır. Hatanı kabul etmek, özür dilemek ve iktidar mücadelesinden uzaklaşmak- bunların hiçbiri yenilgi değildir. Üstünlük arayışı da başkalarıyla yarışarak yürütülen bir şey değildir. Bunlar karar verme becerini bulandırır ve gördüğün tek şey muhtemel zafer veya yenilgi haline gelir. Sonra yanlış yola saparsın. Ancak rekabet, kazanma ve kaybetme merceğini çıkardığımızda, kendimizi düzeltmeye ve değiştirmeye başlayabiliriz.
Sayfa 105·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir kişi rekabetin, galibiyetin ve mağlubiyetin bilincinde olduğunda, aşağılık duygusunun ortaya çıkması kaçınılmazdır. Çünkü kişi kendini sürekli başkalarıyla kıyaslıyordur. Aşağılık kompleksi ve üstünlük kompleksi de bunun uzantılarıdır. Sadece rakip değil. Farkına bile varmadan, her insanı, dünyadaki herkesi düşmanın olarak görmeye başlarsın. Herkesin seni küçümsediğini ve hor gördüğünü düşünmeye başlarsın. Herkesin hiçbir zaman hafife alınmaması gereken düşmanlar olduğunu, seni alt etmek için boşluk ve fırsat kolladıklarını düşünmeye başlarsın. Rekabetin bu denli dehşet verici olmasının nedeni budur. Kaybeden değil her zaman kazanan birisi olsan bile, rekabete giren birisiysen, bir an bile huzur bulamazsın. Kaybeden taraf olmak istemezsin. Kaybeden birisi olmak istemiyorsan da her zaman kazanmaya devam etmen gerekir. Başkalarına güvenemezsin. Pek çok kişi kariyer yapıp toplum nezdinde başarı basamaklarını tırmanırken aslında mutsuz hisseder, bunun nedeni rekabet içinde yaşamalarıdır. Çünkü onlara göre dünya düşmanlarla dolup taşan tehlikeli bir yerdir. … “Nasıl göründüğünü bir tek sen dert ediyorsun. “
Sayfa 94·Kitabı okudu
Kişilerarası ilişkilerini rekabet olarak düşünüyor, başkalarının mutluluğunu da “Yenildim” diye algılıyorsun. Başkalarının mutluluğunu kutlayamamanın nedeni bu. Ama rekabet durumundan kurtulduğunda, birisine karşı galip gelme ihtiyacı ortadan kalkar. Ayrıca kişi kaybetme korkusundan da kurtulur. Başkalarının mutluluğunu gönülden kutlamaya başlar. Başkalarının mutluluğuna fiilen katkıda bulunmayı başaracak hale gelebilir. İhtiyaç halinde bir başkasına her zaman yardım etmeye istekli kişi- işte bu tür bir kişinin gerçek anlamda yoldaşın olduğu söylenebilir. … “İnsanlar yoldaşım” diyebildiğinde dünyaya bakışın tamamen değişecek. Artık dünyanın tehlikeli bir yer olduğunu düşünmeyeceksin veya gereksiz şüphelerle kendine eziyet etmeyeceksin; dünya sana güvenli ve güzel bir yer olarak görünecek. Kişilerarası ilişkilerle ilgili sorunların önemli ölçüde azalacak.
Sayfa 96·Kitabı okudu
Rekabet, insanın kendisi olmasının önünü tıkar. .. Bu rakip, yoldaş diyebileceğin birisiyse, kendini geliştirmeni sağlayabilir. Ama çoğu zaman, rakibin olan biri yoldaşın olamaz.
Sayfa 91·Kitabı okudu
Çocuğa yetişkin ya da çocuk gibi davranmak yerine, insan gibi davranmak gerek. Çocuklar samimi bir etkileşim kurmalıyız, onu kendimiz gibi bir insan olarak görmeliyiz.
Sayfa 90·Kitabı okudu