-“Kadın bu sorumluluğu yeniden ele geçirmeli, diyordu Simone de Beauvoir. Kendini geri kazanmalı, kimliğini erkeğin kimliğine bağımlı kılmaktan vazgeçmeli. Çünkü kadını baskı altında tutan yalnızca erkek değildir, yaşamın sorumluluğunu ele almayan kadın kendi kendine de baskı uygular. “
-“Kendi karar verdiğimiz kadar mı özgür ve bağımsızız?”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Freud’a göre bilinçdışının kapısını açabilecek ‘altın anahtar’ rüyalarımızdı. Nitekim en önemli eserlerinden biri de, 1900’de yayımlanan ‘Rüya Yorumu’dur. Bu kitapta, gördüğümüz rüyaların kesinlikle rastlantı sonucu olmadığını ortaya koydu. Bilinçdışı düşüncelerimiz rüyalar aracılığıyla kendilerini bilince duyurmaya çalışır.
“Sevgili Hilde! İnsan beyni onu anlayabileceğimiz kadar basit olsaydı, o zaman da biz onu yine anlayamayacak kadar aptal olurduk. Sevgiler, Baban.”
Alberto başını salladı.
“Çok doğru. Ve sanırım Kant da buna benzer bir şey söyleyebilirdi. Ne olduğumuzu anlamayı umamayız. Belki bir çiçek ya da böceği tam olarak anlayabiliriz, ama kendimizi asla. Bütün evreni anlamayı ise daha da az umabiliriz. “