DEHB, disleksi, anksiyete ve sinestezi tanısı almış olan Eylül'ün kendi hayatını anlattığı bir kitap. Eğitimci ve ebeveyn farkı gözetmeksizin herkese öneririm çünkü bilinen teorik bilgiler ile bu farklılıkları yaşayanların hissettiği, hayata bakış açısı aynı değil, eksikliklerimiz var ve yaşanmışlıklar.
"Aptal herhalde daha sağını solunu bilmiyor, Allah'ın sakarı insan sürekli kafasını çarpar mı, ne kadar tembelsin hiç ders çalışmıyorsun, bu kadar sürede bir harfi nasıl öğrenemezsin, çok unutkansın"
Bazen sandığımızdan daha çok farklılıklara sahip olabiliyorlar. Onlar ne aptal, ne sakar, ne unutkan ne de tembel. Sadece DEHB'li, disleksili bireyler. Ve onlar sadece ailelerinin çocukları, öğretmenlerinin öğrencileri değil toplumda var olan, yaşayan, her gün gördüğümüz insanlar. Ve bizler, onları anlamak, kendimizden saymak zorundayız. Bu yüzden onları anlamak ve hastalıklı görmemek için de bu kitabı okumalıyız ♡
Saçma sapan bir son ile biten bir kitaptı, üzdü. Çok bir beklentiniz olmasını tavsiye etmem. Ancak her şeyden uzaklaştığınız, insanlardan hatta bazen kendinizden bile şüphe ettiğiniz bir dönemde okursanız ve hisleriniz taşmak üzereyse ağlaya ağlaya kitabı okuyup hayatınızı sorgulayabilirsiniz. Zirâ kim kime ne demiş, hangisi doğru demiş, niye öyle demiş, bu ne saçma işmiş derken baya bir kafayı yedim ama çok duygusal bir dönemimde okuduğum için iyi de ağlattı, rahatladım. O yüzden sevdim. Tam bunalım zamanlarında okuyup hayatı sorgulamalık bir kitap☆