"Etrafımda bulunan her şey hapishaneydi. Her şeklin, her insan figürünün altında, parmakların ya da kilitlerin şekillerinin altında olduğu gibi, bir hapishane silüeti çıkıyor karşıma. Bu duvar, taştan bir hapishaneydi. Bu kapı, tahtadan bir hapishane olmuştu. Bu gardiyanlar etten ve kemikten yapılmış hapishane. Ve ben onun sıradan kurbanıyım. Beni güzel güzel besliyor, sarıp sarmalıyor, sonuma hazırlıyordu. Taş duvarların arasına kapatıyor, demir kilitlerin arkasına saklıyor, hapsediyor ve gözleriyle beni gözetliyor. Ah! Zavallı ben! Ne olacağım şimdi? Ne yapacaklar bana?
"Tanrım! Hapishane, ne iğrenç bir yer! Her şeyi kirleten kin var. Her şey, hatta on beş yaşındaki kızın şarkısı bile soluyor! Orada bir kuş buluyorsunuz, bakıyorsunuz, kuş çamur içinde. Elinize güzel bir çiçek alıp kokluyorsunuz, pis kokuyor."