"... ama bu dayanılmaz, korkunç acıya karşın bağırmıyorum, bağıramıyorum, sesim yok, sesim çıkmıyor, dişlerim sıkılı, öylesine sıkılı ki, çenem, boynum, bütün yüzüm acıyor, kollarım, bacaklarım acıyor, ellerim, ayaklarım, sırtım, göğsüm, ağzım, gözlerim acıyor. Deli bir acı esir almış beni. Deli bir acı, midemden bütün gövdeme yayılıyor. Ben kocaman bir 'acı'yım artık. Mücerret, gözle görünür, elle tutulur bir 'acı'yım."
Sensizlik ve sessizlik yüklü sesim, batık bir Eylül gemisi hüznüne bulanıyor.
Her yerim kanıyor ama bir tek yüreğim acıyor. Hırçınlığım vurgunluğumdan mı bilmiyorum ama hayat hep olduğu gibi, olması gerektiği gibi değil!