Ne tuhaftı! Görmediği zaman özlememek ama gördüğü zaman özlemek.. Gökten aniden inen kaçmaya imkan tanımayan bir asit yağmuru gibi yıkıcı bir özlemle tutuşmak..
Sen, beni asla tanımamış olansın, bir su birikintisinin üzerinden atlar gibi üzerimden geçensin, bir taşa basarcasına üzerime basansın, beni sonsuza dek bekletirken hiç umursamadan yoluna devam edensin.
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu her sayfasını hayranlıkla çevirdim.. Masallardaki gibi sonunun mutlu bitmesini isterken sayfaları çevirdikçe lütfen lütfen diye sayikladiğım bir kadının en saf sevgisini, sadakatini, isteğinin sadece sevilmek görülmek olduğu eser.. Bakmanın görmenin aynı şey olmadığını, her sayfasında işliyor zihnimize. Acı gidenin değil kalanın hikayesidir. Ve hikayeler kalanlara aittir.
"Beni asla tanımamış olan sana"
"Sana ne bir resim ne de bir obje bırakacağım, tıpkı senin bana hiçbir şey bırakmadığın gibi, çünkü beni asla tanımayacaksın. Yaşarken kaderim böyleydi, ölürken de böyle olacak."