Akıl, insanın dünyayı kavrama yeteneği olduğuna göre, dünyayı kapitalizmin kurallarına uygun kavramış akıl bozulmuş akıldır; insanlıkdışı özle doldurulmuş akıldır.
Sibernasyon (üretimin tekniğin yardımıyla denetimi) insan olmuş insanın ortak çıkarı için kullanılacaktır. Oysa bugünkü insan, makinenin egemenliği altına girerek kendini sibenetikleştirmiştir; makineler insan için değil, insan makineler için varolmaya başlamıştır.
Sadizmin özü, karşıdakine acı çektirmekten alınan haz değil, öteki üzerine kurulan egemenlikten ve kendi korkusunu bastırmaktan dolayı alınan hazdır. Acı, sadece bir sonuçtur. O, karşısındaki ile insani ilişki kuramaz, insanları kullanılacak, kendine boyun eğdirilecek birer eşya gibi görür.
Bütün yazdıklarımın tatsız bir etki yaratacığına da eminim, zira hepimiz yaşamla bağını az ya da çok kaybetmiş, kör topal idare eden insanlarız. Hatta yaşamdan öylesine kopuğuz ki, gerçek ''canlı hayata'' karşı adeta tiksinti duyuyor, bize hatırlatılmasına dahi katlanamıyoruz. Öyle bir hale gelmişiz ki, gerçek ''canlı hayat'' bize adeta bir iş, bir ödev gibi görünüyor, onu kitaptan öğrenmeyi yeğliyoruz.
Kim bilir (emin olamayız tabii) belki de insanların yeryüzünde ulaşmaya çalıştığı tek gaye, bu gayeye ulaşma yolundaki daimi çaba, başka bir deyişle hayatın ta kendisidir, yani iki kere iki dört cinsinden bir formül olan gaye değildir; zaten iki kere iki dört, hayat değildir baylar, ölümün başlangıcıdır.