“…, kalbine buzdan bir bıçak gibi saplanıyor. Hareket ettikçe, soluk alıp verdikçe canı acıyor Müdürbey’in.
Birkaç hafta ne yapacağını bilmeden etmeden, daha da çok içip yetimhaneyle mesafesini daha da artırarak, pillerinin bitmesine az kalmış bir robot gibi ortalıkta dolanıyor.”
“Bilmiyor diil Ramazan. Ne halt olduğunun bal gibi farkında.
Onun için de Ali’ye ihtiyacı var; birinin ona kendini temiz hissettirmesine. İçini yıkamasına, sevgisiyle.”
“Ramazan’ın ilgisinde Ali’nin yaralarına iyi gelen bi şeyler var. İçindeki yanmalara bi kova su dökülmüş gibi hissediyor. İçindeki titremelere yorgan örtülmüş kuştüyünden. Ramazan Ali’ye iyi geliyor.
Başına gelenin adını bilmiyor. Aşka düşüyor. Tepetaklak düşüyor Ali.
Ne kadar düşülebilirse; o kadar.”