M. İrem Yıldız

M. İrem Yıldız
@miremyldz
Mor Tavşanlar
Puan vermedi·280 syf.··
2024 3. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2024 14:35
Kardeşimin hikayesi, sürükleyici hikayesi ile bir çırpıda biten bir kitap. Aslında pek çok duygu bir arada yaşanırken bu duyguların gözlemi, yorumu da duygularından arınmış bir adam tarafından yapılıyor ve bize aktarılıyor. Kitabı okurken bunu ileride alıntılamalıyım dediğim o kadar çok yer vardı ki sanırım hepsini alıntılamayacağım. Ama üzerine düşünmek istediğim ve aslında pek çok yerde de haklı bulduğum bu yorum bana insanlar hakkında daha fazla düşünme fırsatı verdi. Sonu benim açımdan tahmin edildiğinden pek şaşırtıcı gelmedi fakat roman boyunca anlatım, ilerleyiş ve kapanış çok güzel işlenmiş. Kitap okuma alışkanlığını dedektiflik ve polisiye romanlarla kazanmış biri olarak başlangıçtan itibaren soruşturulan cinayet de beni kitaba daha çok bağladı diyebilirim. Benim için, çok keyif aldığım, okurken kendimden bir şeyler bulduğum ve yine de inanılmaz şekilde haz aldığım, yazarın daha çok romanını okumaya teşvik eden bir eser oldu. Bazı romanlar vardır, okurken hikayenin gidişatından çok yazarın nasıl o karakteri aktarabildiğini, bu eseri oluşturmak için nasıl bir araştırma içine girdiğini ve nasıl kurguladığını merak ettirir, işte “Kardeşimin Hikayesi” tam olarak böyle bir roman.
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2024126,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Herkes yanlış yerde
Puan vermedi·160 syf.··
2024 2. kitabı
·
137 günde okudu
·
Okunma: 06 Aralık 2024 17:51
Huzursuzluk’ta Mardin’den Jacksonville’e kadar birçok acıya, kedere, kan donduran gerçeklere kadar her şeyi bir gazetecinin yaptığı araştırma serüveninde tanıklık ediyoruz. O araştırdıkça bu trajedinin yeni bir parçasını daha öğreniyoruz, yaşadığımız coğrafyanın daha sonra da aslında dünyanın karanlık yüzü bizi sarsıyor. İstanbul’da yaşayan bir gazetecinin yaşadığı kimlik bunalımı da hikaye boyunca bize eşlik ediyor. O sorgularken biz de belki büyük şehirlerin, geride bıraktığımız geleneklerin ve yaşam stilinin, yaşanan bazı trajedilerden haberdar olmadan sürdürdüğümüz kendi çapında ve belki de bir trendin parçası olan yaşam stilini bize giydirdiğini fark ediyoruz. İnanışları nedeniyle zulme uğrayan insanların yaşadığı bu coğrafyada o insanlara merhamet gösteren ve aşkı için herkesi karşısına alan Hüseyin inanışı yüzünden ABD’de çirkin bir şekilde saldırıya uğrayıp can veriyor. Bu sırada anlatıcı, tüm bu öğrenmiş olduklarının etkisiyle kendi yaşamını sorgulamaya başlıyor. Batılı olmaya çalışan kendi kimliğinden kopmuş insanlar olarak nitelendiriyor ve belki de en basit tabirle sahte buluyor modern insanı. Bu noktada yazarla aynı noktada buluşmasam da bu düşüncelerin olay akışında çok güzel konumlandırıldığını düşünüyorum. Bana kalırsa büyük şehirlerde bizler zamana ve akışa ayak uydurmaktan, adapte olmaya çalışmaktan başka bir şey yapmıyoruz. Belki kaybedilmiş bir kimlikle yapıyoruz bunu. Her ne kadar batılı olamasak da bugün modern insanın hayatında kullandığı ve eklemeye çalıştığı her şey bilmediği ve geriden geldiği bir düzende hayatta kalmaya çalışmaktan başka bir şey değil aslında. Kitapta zulümden zulüme uğramış yine de hala başı dik yürüyen, zamanla hissizleşmiş ve güvenini kaybetmiş Zilan ve Meleknaz ise beni de etkilemeyi başarıyor elbette. Tabii modern
HuzursuzlukZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2021117,6bin okunma
Puan vermedi·77 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
Kitap bir oturuşta okunabilir bir kitap. Dostoyevski’nin ‘Uysal Kız’ adlı eserini bu kitabı okuduktan sonra ,bu şekilde bir eser vermek istediği için yazdığını öğrenince içimde bir merak uyandı. “Uysal Kız” da olduğu gibi burada da kahramanın düşündüklerini onun kafasının içindeymişçesine takip ediyor ve bir idam mahkumunun giyotine giderken düşündüklerini okuyoruz. Yazar idam cezasının kaldırılmasını savunmak amacıyla yazdığı eserde aslında şu sorgulamayı yapmamızı istiyor. Gerçekten de bu cezanın amacı nedir? Ölüm cezası almış biri ıslah edilmiş olmaz çünkü cezasını düşünmekten işlediği suçun pişmanlığını yaşayamamaktadır. Öte yandan eğer amaç toplumu bu insanlardan korumaksa pekala hapis cezası da aynı işlevi görmektedir. Bu şekilde argümanlarla idam cezasının kaldırılması gerektiği savunulmaktadır. Tek bildiğim kitap boyunca geçmişte gerçekten de bu durumun yaşanmış olduğunun farkında olarak dikkat kesildiğimdi.
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,4bin okunma
Ahlaki çöküş önce başlar
Puan vermedi·80 syf.··
2023 11. kitabı
Kitap kısa olmakla birlikte zevk, sefa, gösteriş, sahte mutluluk ve sahte hayranlıklarla dolu yaşama alışmış bir kadının yalnız kaldığında ve yaşlandığında nasıl da yitip gittiğini ve sahte olan hiçbir şeyin de hatırlanmayacağını anlatıyordu. Öyle ki ana karakterimiz sürgün edildiği yerde önce insanlarla vakit geçirip doğanın tadını çıkarsa dahi bu denli bir özveriye ve yalnızlığa alışmamış ruhu bu şekilde de huzur bulmadı. Gerçek sevgiyi hiçbir zaman tatmamış ruhu da anlık tatminlerden öteye gitmeyen başka çıkarlar sebebiyle verilen ilgiye açlığını yenemedi. Sonu ise yine bu sebepten bu ilgiyi istemesinden ileri geldi ve ölümü dahi o ilgiyi uyandıramadı. Esasen ana karakterimiz bu çöküşün çok öncesinde bir ahlaki çöküş yaşamış, bu çöküş sadece bunun bir sonucu olmuş. Kitap kısa olması sebebiyle bir çırpıda okunuyor, dil akıcı işliyor.
Bir Çöküşün ÖyküsüStefan Zweig · Panama Yayıncılık · 201791,8bin okunma
Düşünceleri Duymak
9/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2023 10. kitabı
Dostoyevski’nin bu eserinde bir gün içerisinde bir kişinin düşündüğü her şeye tanıklık ediyorsunuz. Size hikayeyi düşündüğü her şeyiyle anlatıyor. Biz sadece onun bildiği kadarını biliyoruz ve bir adamın yaşamış olduğu ızdıraba tanıklık ediyoruz. Onun gözünden gördüğümüz bu uysal kıza sempati besliyoruz ve daha en başında bu kız ölüyor. O, nedenini sorgularken acı çekiyor o acı çektikçe biz de merak ediyoruz. İşin aslı tüm hikaye boyunca düşündüğüm tek şey iletişim kurmamakta ısrarcı olan bu adamın sonunda bu uzaklıktan ve bilinmezlikten kendisinin zarar göreceğiydi. Öyle de oldu. Eserdeki insan tasvirleri ve düşüncelerin aktarılış biçimiyse beni esere bağlayan kısım oldu. Gerçekten bir insan ne düşünüyorsa onu duyabiliyormuşuz gibi hissettirdi. Tüm o gün içinde karşılaştığı trajediyle kendisinin suçlu olmadığını anlatmaya çalışan bir adam. Esasında kendini aklamakla geçiyor öykü. Uysal kız önce teyzelerinin buyrukları altında eziliyor daha sonra hiç istemediği bir adamla evlendirileceği için bir kaçış yolu arıyor. Kahramanımızsa kendini bir kurtarıcı edasıyla öne atıyor. Gencecik bir kadın bu adamın en iyi seçeneği olduğunu düşünse de özgürlük bir o kadar uzak. Bu adam kendini kıza layık görmüyor, kızın kendisinden çok daha kültürlü olduğunu düşündüğünden kadına sevgi vermektense bir üstünlük kurma arayışına giriyor. Hem de bu üstünlüğü kadını yok sayarak yapmaya çalışıyor. Onun saygısını kazanmak için, oysa sevdiceği günden güne soluyor ve adam bunu ancak son raddede fark ediyor. Gerçekten bu genç kadın özgürce karar verseydi kitabın kahramanını seçer miydi? Ya da nasıl bir hayat isterdi? Bunu bilmiyoruz. Eseri çok beğendim ve okumanızı tavsiye ederim.
İnsan ve Duygular
Uysal KızFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202310,8bin okunma