Affetmek, geometriden bile daha katıksız bir mutluluk verir. Ben o zamanlar bunu, yaşamın doğal sürecinin ufak bir parçası olarak görmüştüm. Affetmek iyileşmeye doğru atılan olumlu bir adımdır; bir ışık patlamasıdır. Estetik zevk kadar gerçektir ve kesindir; zayıf ya da narin değil, saydam, parlak ve güçlüdür. Aynı o iki kolunu birden açarak mızrakları kendi vücudunda toplayan adam gibi yetişkin olabilmenin göstergesidir. Ama masumiyet bir incinmenin ayırdına varamaz ve işte bu yüzden tüm o berbat özlü sözler doğrudur. Masuma yapılan kötülük affedilemez çünkü masum, kötülük olduğunu anlayamadığı şeyi affedemez.
Ve o kadar çok şey biliyordum ki. Yetişkinlere has korkunç bir sabırla sorgulanacağımı biliyordum. Büyüdüğümde asla bu kadar uzun boylu ve heybetli olamayacağımı, rahibin asla bir çocuk olmamış olduğunu, ikimizin farklı yaradılışta olduğunu ve önceden tayin edilmiş yerlerimizin değişmeyeceğini biliyordum. Soruların doğru ama anlamsız olacağını, yanlış dünyadan soruldukları için yanıtlanmalarının mümkün olmayacağını biliyordum. Yüksek duvarın arkasından gelecek sorular, adil, azametli ve katlanılamaz olacaktı. Gelecek soruların elekte su taşımak ya da gölgeyi elinle tutmak gibi cevaplandırılması imkânsız şeyler olacağını seziyordum; zaten bu sezgi, çocukluğun en acı kederlerinden biridir.