• Japonya’daki değişimin anlamı ise daha çok maddî plandadır. Kendine özgü bir yanı vardır Japon olayının. Rusya ve Çin’in çağdaşlaşması, bir nevi, maddî kalkınmadan öteye giden bir değişimdi. İster istemez düşüncelere ve inançlara, tarihî kurumlara gidip dayanıyordu. Ama Japonya Batı’ya bakışında korkunç bir unsur soyutlaması yapmış, yalnız bilim ve teknolojisine bakmıştı. Rusya’da Ortodoksluk, Çarlık gibi kurumlar çağdaşlaşma zorunluğu karşısında çökmüş, ya da boşaltılan özlerin yerini yeni çarcılık anlamına proleterya diktatörlüğü ve kilisenin yerini de parti bağlantısı almıştı. (Sayfa 83)
• Japonya'nın dışa dönüşü, Batı’ya karşı direnmek için maddî cephesiyle yenilenişi, olayı veya olgusu, uygarlık tarihinde, kendine özgü bir olay ve olgudur. Japonya, ruhunu hiç zorlamaksızın, mânevî, kültürel yapısını hiç değiştirmeksizin, tekniğini ve ekonomisini birden Batılı düzeye çıkarmasını bilmiştir. Doğrusu rastlanmamış bir olay bu… Aslında Japonya, dinini, imparator kültünü, ruh yapısını ve toplum duygusunu yitirmeden bir hamlede teknik ve ekonomik yönden Batı’ya erişmiştir. Bu olayın gerçek açıklama ve yorumu ne olabilir acaba? (Sayfa 84-85)
• Japonya’daki değişimin anlamı ise daha çok maddî plandadır. Kendine özgü bir yanı vardır Japon olayının. Rusya ve Çin’in çağdaşlaşması, bir nevi, maddî kalkınmadan öteye giden bir değişimdi. İster istemez düşüncelere ve inançlara, tarihî kurumlara gidip dayanıyordu. Ama Japonya Batı’ya bakışında korkunç bir unsur soyutlaması yapmış, yalnız bilim ve teknolojisine bakmıştı. Rusya’da Ortodoksluk, Çarlık gibi kurumlar çağdaşlaşma zorunluğu karşısında çökmüş, ya da boşaltılan özlerin yerini yeni çarcılık anlamına proleterya diktatörlüğü ve kilisenin yerini de parti bağlantısı almıştı.
• Aslında Rus Devrimi, Batı Avrupa'ya ayak uydurmuş Ortodoksluk Rusya'sı demek olan Çarlığın, bir nevi yenilenişidir. Rus halkı için mülkiyet zaten söz konusu değildi. Dün büyük toprak sahiplerinin kölesi olan mujik, bugün devletin ve partinin kölesidir. Lenin, yüzüne bir ideolog maskesini takmasını bilmiş bir 20. Yüzyıl Deli Petro’sundan başka bir şey değildir gerçekte
• Aksiyonu düşünceden, jesti niyetten üstün gören bir felsefe gibi sızmış insan ruhunun katları arasına politika. Bu hastalık o kadar ileri bir duruma varmış ki, insanın kendine karşı da politika yaptığı söylene bilir. Politika, hayat tarzının, dünya görüşünün, giderek kimi yerde dinin yerini alma eğiliminde.
• İnsanın metafizik sonsuzluğuna cevap veren din, ruhta bir boşluk bırakarak, âdeta, uzayın sonsuzluğuna çekilirken, felsefe onun yerini alma ihtirasından kendini alıkoyamadı.