Çok nâzik, ince ruhlu, hassas bir kişi tanırım. Zamanı geldi evlendi. İlk günden itibaren kendisi işe gider, karısı cici bebek misâli yatakdan kalkmaz, kocasının kahvaltısını hazırlamaz, beraber çaylarını içmezlerdi. Bu hali gören arkadaşları onu ikaz ettiklerinde, ben onun o noksanlığını zaman gelip, anlayacağına kaniim derdi. Kadın bu rahatlığı görünce hoyratlığı, duygusuzluğu arttı. Akşam sofrasını da ihmal etmeye başladı. Bahsettiğimiz genç, yorgun argın işten gelince sofra hazırlama işini yüklenirdi. Zaman geldi karısının yanında bir uşak halinden daha aşağı dereceye düşdü. Nezaket, merhamet ölçüsünde olursa mergubdur. Fakat ifrata kaçılırsa kötü neticeler alınır, iyilerin kötüleşmesine vesîle olunmuş olur.
Din
Zaman usulca akıp giderken avuçlarımızdan, eski sokak lambalarının altında, ağaç gölgelerinde, toz tutan sandıklarda kalan hatıralar birer gölge misali peşimizden gelir. Bazen radyodan gelen cızırtılı bir şarkı unuttuğunu sandığın bir ana sürükler seni, hiç unutamadığını anlarsın o an... Bazen bir fotoğraf karesi, bazen yalnızca bir papatya tanesi... İnsan büyür, değişir, kaybeder, acı çeker ve sonra yeniden başlar... Ama ne olursa olsun, hayat tıpkı güneş gibi her sabah yeniden doğmaya devam eder. Edermiş... Tıpkı pencereden izlediğimiz yağmur gibi... Bitti zannederiz, oysa o hep yağar; kendi ritminde, kendi bildiğince... Ve biz buna, "Hayat devam ediyor," deriz. Hayat devam ediyor... 372
Sayfa 372·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir gece ansızın karşıma çıkmış ve kâbuslarla geçen hayatımı bir masala dönüştürmüştü. Hiçbir şey yapmasa bile varlığı dokunmuştu kalbime. Kırgın çığlıklar yerine kuş cıvıltıları vardı artık. Bahçemdeki kurumuş otların yerini taze papatyalar almıştı. Ruhumun sonbaharı onunla taptaze bir bahara dönmüştü. Hayatımı değiştirmişti bu adam. Bana yaşanmaya değer yepyeni bir hayat vermişti.
Sayfa 292·Kitabı okudu
Melekler ve ruhlar âleminin yaratılmasından ikibin yıl sonra Hak Teala'nın ezeli iradesi diledi ki, nam ve şanını ortaya çıkarmak için cisimler âlemini yarattı. Bunun üzerine ilk cevhere muhabbetle bir daha bakmıştır. Onun yüzü suyu, utancından harekete gelip dalgaları yükselmiştir ve cevherin yüce özünden arş-ı âzam vücuda gelmiştir. Öteki özlerinden kürsü, cennet, cehennem, yedi gök, dört unsur vücuda gelip şekillenmiştir. Arş-ı âlâdan esfel-i sâfiline dek bu sûret âlemi, bu tertip üzere düzen bulup, onbeş çeşit cisimle mülk âleminin ortaya konuşu tamam olmuştur. Bu âlemin üst tabakasına ulvî âlem, beka âlemi, ahiret âlemi derler; orta tabakasına orta âlem, gök cisimleri âlemi, felekler âlemi, gökle âlemi derler; alt tabakasına süflî âlem, cisimler âlemi, unsurlar âlemi, oluş ve bozuluşlar âlemi, dünya âlemi derler. Ruhlar ve melekler âlemindekilerle mülk âlemindekilerin toplamı yani ruhların çeşitleri ile basit cisimlerin sınıflarının hepsi, harfler misali yirmi dokuzda tamam olmuştur. Her iki âlemin varlıklarının birleşmesinden üç kısım bileşik cisim vücuda gelmiştir: Madenler, bitkiler ve hayvanlar. Tıpkı hece harflerinden isim, fiil ve harflerin vücuda gelip, insanların lisanı olduğu gibi; her iki âlemdekilerden de üç bileşim ortaya çıkıp, onlardan cihan kitabı sonsuz mânâlar kazanmıştır. Şu halde ibret gözüyle âleme bakan ârifler, her nesnede nice hikmetler görmüşlerdir ve Allah dostları, Allah'ın yüce sanatının sırlarını anlayarak, birer harf olan eşyadan mânâya ulaşıp, Hak'kın huzuruna ermişlerdir.
Din
Ey aziz, malum olsun ki, müfessirler ve muhaddisler ittifak etmişlerdir ki; Allah Teala Hazretleri, birlik mertebesinde gizli bir hazineyken, tanınmayı ve bilinmeyi istemesi ve sevmesiyle, ruhlar ve cesetler âlemini yaratıp, kendi rahmetinin güzelliğini, celal ve azametini, bağış ve nimetini, sanatının çeşitliliğini ve hikmetinin sırlarını göstermeyi diledikte; bütün yaratıklarından önce yokluğun sırrından pırıl pırıl yeşil cevheri vücuda getirmiştir. Bazı rivayetlere göre, kendi nurundan oldukça hoş ve büyük bir cevher var edip, ondan kâinatın tümünü derece derece ve düzenli biçimde ortaya çıkarmıştır. Buna, ilk cevher, nur-u Muhammedî, Cevh-i mahfuz, akl-ı kül, izafî ruh diye adlandırırlar ki, bütün ruhların ve cesetlerin başlangıcı ve kaynağı bu cevherdir. Çünkü Hak Teala muhabbetle o cevhere bir bakmıştır; o anda cevher, utancından eriyip su gibi akmıştır, halis özü üstüne çıkmıştır. O özden ilk olarak küllî nefsi yaratmıştır. Sonra meleklerin ruhlarını, bitkilerin ruhlarını, tabiatların ruhlarını sırasıyla yaratmıştır. Bu ruhlar için mertebelerine göre belirli makamlar tayin edip, her sınıf kendi belli makamlarına gitmiştir. Her ruh, kendi cinsini bulup, topluluklar oluşturmuş ve her topluluk makamında kalmıştır. Ruhlar ve melekler âlemi, bu ondört çeşit ruhla tamam olmuştur. Bu âlemin en yüksek, en saf ve en güzel olanını gayb âlemi, lâhut âlemi, ceberut âlemi diye adlandırırlar. Ortasına, ruhlar âlemi, mânâlar âlemi, emirler âlemi, derler. Alt kısmına, en kesif ve cisimlere yakın olan kısmına mücerret âlemi, berzah âlemi, misal âlemi derler.
Din
Bize ait olan ne kadar uzakta
Sayfa 28 - Şûle Yayınları, 8. Baskı, Ocak 2003·Kitabı okuyor