Şimdi de New Baytown yavaş yavaş, ölçülüp biçilmiş bir şekilde kuşatılıyordu ve kuşatmayı başlatan şerefli insanlardı. Başarılı olurlarsa yozlaşmış değil, akıllı sayılacaklardı. Peki sürece göz ardı ettikleri bir öğe karışsa, bu ahlâksızca ya da namussuzca bir hareket mi olurdu? Bence bu, hareketin başarılı olup olmayacağına bağlı. Çoğu kimse için başarı asla kötü sayılmaz. Hitler durdurulamaz bir şekilde, muzaffer bir edayla hareket ettiğinde birçok şerefli insanın onda nasıl meziyet arayıp bulduklarını çok iyi hatırlıyorum. Mussolini de trenleri vaktinde kaldırmıştı, Vichy de Fransa'nın iyiliği için düşmanla işbirliği yapmıştı, Stalin de başka her ne olursa olsun, güçlüydü. Güç ve başarı ahlâkın üstündedir, kınamanın da ötesinde. O halde demek ki ne yaptığınız değil, nasıl yaptığınız ve adını ne koyduğunuz önemli. İnsanın içinde, derinliklerinde bir denetleme mekanizması var mı; insanı durduran ya da cezalandıran bir mekanizma? Görünüşe göre yok. Sadece başarısızlık cezalandırılıyor. Aslında suçlu yakalanmadığı takdirde hiçbir suç işlenmiş değildir. New Baytown için planlanan tasarıda kimilerinin mecburen canı yanacaktı, hatta kimileri telef olacaktı ama bu, harekete hiçbir şekilde mani olmuyordu.