Ana karakterin paranın onu doyurucu bir yemeğe, rehindeki paltosunu geri alabilmesine, bir ahırı andıran odalarda paçavra gibi yaşamaktansa insan gibi nefes alabileceği mobilyalı mütevazı bir odaya, gün sonunda cebinde dolu bir paket sigaraya veya köpüklü bir biraya, ailesinin makus kaderini yenebilmesine ve hatta nefret ettiği borçlanmanın küçük düşürücülüğüne karşı bir savaş başlatmasına ulaştırabilecek konumunu sürekli aşağılayıp da böylesine nefret ettiği bir konumun içinde çürüyüp kalan bir aspidistra gibi olmasının -ki bu bitkiden de nefret ediyor- tezatlığıyla, çelişkisiyle didinip durdum kitap boyunca onunla birlikte. Aslında batmak istediği o bataklığın iğrençliğiyle yakınmak pek dürüst bir arzu olmasa gerek. Diğer yandan her şeyin para olduğunu adım başı dile getiren bir insanın paraya savaş açması imkansızlığı da çok farklı ve kanımca açıklanamaz bir boyutta.