Şarkı manifestim: Uyan, kalk ve hatırlamaya koyul!
suno.com/s/e1cX66YGB5fRuJLi suno.com/s/e1cX66YGB5fRuJLi suno.com/s/KLYzWBx6mzlNwDVS suno.com/s/MeGISgyk0hRV8Jwx Birkaç versiyonu oldu, artık hangisi size hitap ederse. 🦋 Okuduğumuz, dinlediğimiz, gördüğümüz, düşündüğümüz... her şeyin gerçekliğimizi oluşturduğunu öğrenince arada kendime böyle şarkılar yapıyordum. Bugün biraz daha farkındalıkla kendime bunu yaptım: Bazen ışığımız azalır ya da var mıydı diye sorgulatılır. İşte o duygu hallerinde kalmak da çıkmak da bizim seçimimize bakar. Hayat sadece bir kutlamadan ibaret olsun diye varken biz bazen bu gerçeği unutuyoruz ya da unutturuluyor. Ve aslında o kadar muhteşem varlıklarken bunu bile bilemeyiz çoğu zaman: Kendi kendimizi ezikler ya da küçük görüp dururuz. Çünkü böyle bakıp algıladıkça yaptığımız kötülüklere daha iyi kılıf buluruz. Her insan mükemmel bir şekilde yaratılmışken çoğu kendi içini tanımadan ya da fark etmeden olür. Sana söylenen olumsuz kalıpları silip yerine olumlu sözler, anlayışlar, bakışlar vs. koy: "Ailem böyleydi, imkanlar şöyleydi, bana kötü davrandılar, beni sevmediler, kimse bana inanmadı, kendimi sevmiyorum, şu bedenime bak, şu aklıma bak, şu acizliğime bak, çocukluğum berbat geçti, evliliğim berbat geçiyor vs." sorun değil, çözüm odaklı düşün. Akıllı ve iradeli bir varlıksın, Sonsuz, Sınırsız ve Her Şeyi imkanlı kılabilecek Yaratıcın var: Kendinin farkına varmak, kendini dönüştürmek ve başarmak için daha neyin olsun? Geçici Dünyaya uyum sağlamak için çabalayıp emek verirken kendi iç Dünyamızı tanımak, ona uyum sağlamak için niye emek ve çaba göstermiyoruz? Doğduk ve olene dek oyalanmaya neden olan etkilerle birlikteyiz: İç sesini bastırıp burayı Ona tercih edersen sen de kendini tanımlarken "Günah işlemişin soyundan geliyoruz, çiğ süt emdik, tabi ki suç
Duygu ve Düşünce
birine tahammülünüzün bitmesi sevginin de bittiğinin kanıtı mıdır?
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
➡️ *Alacağını veresiye satmak* *Sual: Mal veya para alacağı olan, bunu teslim almadan önce, borçlusuna veya başkasına veresiye satması caiz midir? Taşınabilen bir mal satın alındığında, bunu teslim almadan önce, her hangi bir kimseye satılabilir mi?* *Cevap:* Ödünç verileni kendisi veya vekili teslim alınca, ona malik olur. Veren, verdiğini geri isteyemez. *(Fetâvâ-i Hindiyye)* de diyor ki, (Ödünç alınanı kabzetmeden önce kullanmak caizdir). Borçlu, ödünç aldığı malın veya paranın mislini, yani benzerini ödemesi lâzımdır. Ödemeden önce, borcunu [ödünç aldığı şeyin kendisini değil] alacaklısından peşin satın alabilir ise de, veresiye satın alamaz. Ödünç aldığını alacaklısına satabilir. Bunun gibi, bir kimsenin, mal satmaktan veya ödünç vermekten veya miras, hediye, sadakadan ve ücretten ölçülebilen mal veya para alacağı olsa, bunu teslim almadan önce, borçlusuna veya başkasına veresiye satması caiz değildir, haramdır. Pazarlık ettiği yerde semenini alsa, peşin satmış olur. Bu da, yalnız borçlusuna caizdir. Para bozdururken birinin peşin kabzedilmesi lâzım olduğu buradan da anlaşılmaktadır. Yalnız, taşınabilen bir mal satın alındığı zaman, bunu teslim almadan önce, peşin de olsa, hiç kimseye satmak caiz değildir. Görülüyor ki, ödünç mal alan kimse, ödemek için bunun benzerini bulamayınca, yerine başka mal veya parasını vermek için sözleşirlerse bunu, söz kesilen yerde, hemen peşin vermesi lâzım olur. Malı veya parayı ilerde vermek için sözleşmeleri haram olur. Haramdan kurtulmak için, borçlusundan borç karşılığı az bir malı peşin satın alıp, kabzettikten sonra, bu malı ona o paraya veresiye satar. Anlaşamazlarsa, benzeri bulununcaya kadar beklenir. Buğday ödünç alsa, buğdayın fiyatı çok değişse, yine aynı hacimde buğday ödemesi lâzımdır. Bir kimsenin, birisinden yüz
Alıntı
*Ödünç verirken, zaman tayin etmemelidir* *Sual: Ödünç verirken, zaman tayin etmek caiz midir? Belli tarihte ödünç verdiğini alabilmek için ne yapılabilir?* *Cevap:* *(Hamza efendi risâlesi şerhı)* ellidokuzuncu [59] sahifesinde diyor ki: (Ödünç verirken, zaman tayin etmemelidir. Çünkü, zaman tayin ederse, malı, misli ile veresiye satmış olur. Bu ise faiz olur. Senede ödeme tarihi koymamakla, ödünç veren verdiğini geri almak hakkına her zaman malik olmakta, belli bir zamanı beklemek zorunda kalmamaktadır. Zaman tayin etmeksizin ödünç vermeli ve arzu ettiği zaman isteyip geri almalıdır. Cahillerin, ödünç verilen şeyin ödenmesi istenirse, sevabı kalmaz demeleri, doğru değildir. Kalp kırmayarak, başa kakmayarak, hakkını istemek caizdir. Kalp kırmak, ayrı bir günahtır). Ödünç alan kimse, vereceği bonoya ödeme tarihi koymamalıdır. Bir şey satın alan kimsenin vereceği bonoya ödeme tarihi koyması lâzımdır. Ödünç verdiği parayı geri alabilmek için, senette ödeme tarihi bulunmak icap ediyorsa, ödünç vereceği kimseden kefil ister. Kefil ile, belli bir zamanda ödenmesine kefil olması için anlaşır. Meselâ, kefilden, ödeme tarihi belli bono alır. Borçlunun da kefilin ödemesi lâzım geldiği zaman ödemesi caiz olur denildi. Fakat kefilin o zaman ödeyip, sonra borçludan alması daha iyi olur. Yahut, borçlu, borcunu kendine borcu olan birine havale eder. Havale olunanın borcunun ödeme zamanı, belli ise, alacaklıya da o zamanda öder. Belli zamanı yoksa, alacaklı havaleyi kabul eden ile, belli bir zamanda, ödemesi için uyuşur. Bunun borçluya borcu yoksa, borçlu, belli zamanda ödemek üzere buna borçlandığını bildirir. Yani bono verir. İki borç da aynı tarihte ödenir. Fakat, burada borçlu, ödeme senedini alacaklıya vermiyor. Havaleyi kabul edene veriyor. Alacaklı, ödeme tarihi yazılı
Alıntı
Bayramın eşiğinde, içimize dönüp baktığımız o en şeffaf saatlerdeyiz. Sokaklar yarının telaşına hazırlanırken, ruhumuz geçmişin ve gidenlerin muhasebesini tutuyor aslında. Tam bu vakitlerde, uzaklardan kopup gelen bir türkü, bir nakarat sızıyor odanın sessizliğine: Gurbeti mesken mi tuttun? Gittin, beni de unuttun Yoksa başka yar mı buldun? Bir selam gönder bari Bayramdan bayrama... Hayat dediğimiz bu uzun yolculuk, aslında bir yönüyle hep bir gurbet hikayesi değil midir? Gurbet denince aklımıza ilk gelen o kilometrelerce uzaktaki şehirler, aşılması zor dağlar, yabancı sokaklar olur hep. Oysa insan en çok nerede gurbettedir? Yanı başındakine sesini duyuramadığında, kalabalıkların ortasında anlaşılamadığında ya da en acısı, kendi içindeki o saf, o dertsiz çocukluğa dönmek isteyip de dönemediğinde... İşte o zaman gurbeti mesken tutar insan; gurbet, mekandan çıkıp bir ruh haline dönüşür. Zaman akıyor, dünya dönüyor ve bizler hayat gailesinin, koşturmacanın, o bitmek bilmeyen "yetişme" arzusunun peşinde savruluyoruz. Çoğu zaman en sevdiklerimize, hatta dönüp kendimize bile ayıracak iki çift lafımız kalmıyor. Kendimizi savunmak için de hemen o tanıdık bahanenin arkasına sığınıyoruz: Ne yazarsın ne çizersin “Yollar ırak”, der geçersin “Gel”, desem de gelemezsin... "Yollar ırak" diyoruz, "işler yoğun", "hayat şartları zor"... Oysa ırak olan yollar mı, yoksa gitgide tenhalaşan ve araya mesafeler koyan gönüllerimiz mi? Modern zamanın en büyük gurbeti bu belki de: Yan yana dururken bile araya ördüğümüz o görünmez duvarlar, "ırak" dediğimiz o sahte mesafeler. İnsan bazen en çok kendine geç kalıyor, en çok kendi sevdiklerinin uzağına düşüyor. Ama işte, tam her şeyin griliğe büründüğü, bağların koptuğu sanıldığı anda bayramlar ve arifeler çıkıp geliyor bir kurtarıcı gibi.
1000Kitap
Birbirimize dua edelim 1000k
Yorumlarınızı beklerim Doğruluğun en iyi kurulmuş bir devlette bulunacağını düşündüğümüz için elimizden geldiğince iyi bir devlet kurduk. Ümit Ümit Devlet Platon (Eflatun) Belki devletle insan arasındaki uyuşmazlıkları karşılaştırır, birbirlerine sürtersek bundan doğruluk kıvılcımı çıkar. Birbirine sürtünen iki odundan ateşin çıkması gibi... Ümit Ümit Devlet Platon (Eflatun) Doğruluk bütün açıklığıyla ortaya çıktı mı, onu artık içimizde sağlam temellere oturturuz. En doğrusu da bu. Ümit Ümit Devlet Platon (Eflatun) İçimde bir yangın var sönmüyor alev alev de yanmıyor. Alaz @Bogra63 Karşımdasın. Elimi uzatıp dokunabiliyorum sana. Ne büyük mutluluk bu...Gördüğüm en güzel şeysin. Senden öte tanımladığım başka hiçbir şey yok... Aşk Bize Yakıştı Mehmet Coşkundeniz Atlas Aşiyan Bazıları bunu budalalıkla karıştırabilir. Oysa her zaman yürekten gelen şeyleri söylemek de bir tür deha değil midir? Akhilleus’un Şarkısı Madeline Miller Fatih Fatih
1000Kitap