bir yanında münzevî hıçkıran Leylâ kuşu
sen henüz tanımadın sevda denen yokuşu
sen henüz yorulmadın yokuşta devler gibi
yıkılmak üzere olan çâresiz evler gibi
sen henüz vurulmadın uçarken göklerinde
sen henüz bir oltaya takılmadın derinde
karalar bağlamadın; beni anlayamazsın
o kalp sende durdukça gülüm, ağlayamazsın
Dolap niçün inilersin
Derdim vardır inilerim
Ben Mevla'ya aşık oldum
Anın için inilerim
Benim adım dertli dolap
Suyum akar yalap yalap
Böyle emreylemiş Çalap
Derdim vardır inilerim
Beni bir dağda buldular
Kolum kanadım yoldular
Dolaba layık gördüler
Derdim vardır inilerim
Ben bir dağın ağacıyım
Ne tatlıyım ne acıyım
Ben Mevlaya duacıyım
Derdim vardır inilerim
Dağdan kestiler hezenim
Bozuldu türlü düzenim
Ben bir usanmaz ozanım
Derdim vardır inilerim
Dülgerler beni yondu
Her azam yerine kondu
Bu iniltim Haktan geldi
Derdim vardır inilerim
Ben ancak kendime benzerim, size benzeyemem. Üç buçuk günlük fani dünyaya göbek bağımla bağlanamam. "El âlem ne der?" nöbetlerine kapılıp mütevazı dünyamı terk edemem.
Bazen çorabı delik, bazen pantolonu ütüsüz, bazen geleceği karanlık, bazen geçmişi kalabalık dolaşabilirim.
Ama gönlü yamuk, beyni bükük dolaşamam.
Ben aynalardan kaçamam. Baktığım her yüzde, tuttuğum her elde, dokunduğum her tende kendimi görürüm.