"Senin aşkın senin. Sana ait. Aşkını reddetse bile onu değiştiremez. Sadece ondan faydalanamaz, hepsi bu. Verdiğin, Momo, sonsuza dek senindir. Sakladığın ise ebediyen yitmiştir!"
Terk edilmeyi kabullenmem söz konusu bile değildi. İki defa terk edilmek, ilkinde doğumumda, annem tarafından, diğeri de ergenliğimde babam tarafından. Eğer bu bilinseydi şansım ne olurdu kim bilir. Bu kadar korkunç ne vardı bende? Sevgiyi imkânsız kılan ne vardı bende?
Ağlamadım. Duygularım öylesine yoğundu ki, beni gözyaşlarının ötesinde bir yere taşıdı. O günü sonradan çok düşündüm. Ölmesini ben mi dilemiştim? Yoksa o mu yapmıştı? Mutlaka biliyordu. İkimiz de onun bir başkasının olmasını istemedik.
Çocuk aklı, alna kondurulan öpücük gibidir; kabule açık, ama ilgisiz. Katlı doğum günü pastasının üzerindeki balerin gibi döner durur; hem zehirli, hem tatlı…