Uzun zamandır soluk soluğa kitabı elimden bırakamayacak kadar beni içine çeken bir roman okumamıştım. Psikolojik gerilim türü bir kitap ve bunun hakkını sonuna kadar verdiğini düşünüyorum. Olayları içselleştirmek başkarakterin yerine kendini koymak anı yaşatıyor doğrusu. Yaşadığımız şeyler her zaman hafif olmuyor yaşanılanların fiilen bitmiş olması zihnen başlaması anlamına geliyor bence. Hayata gerçek anlamda dönmek ne kadar mümkün? Ya da öfkeden deliye dönerken elinden bir şey gelememe duygusu zavallı, çaresiz hissediş... Bunu derinlerden hissettim. Her şeye rağmen çabalamak ve başarmak için çırpınmak hiç böyle kıymetli olmamıştı. "Bunu başarabilir misin Paulie?" Sözü mottom olmaya aday doğrusu. Teşekkür ederim Paull.