Hak kuşu "bülbül", gece yarısı, karanlığın kalbinde, kara sessizligi, dertli ve cesur âşık "bakışları" ile bozan, yalnız, izsiz, yuvasız ,çığlığına bir yanıt bulamadan, feryadını gecenin sağır kulakları duymadan, geceye bürünmüş bu taşlı derede gece karanlığında yolunu kaybetmişlerin, kendine eşlik edecekleri ümidiyle güneş doğuncaya, şafağın kan ağacı çiçekleninceye ve gecenin lacivert gövdesine sabahın mızrakları saplanıncaya kadar yorulmak bilmeyen ötüşünü sürdürür. Gecenin, sessizliğin, karanlığın, körlüğün ve uykunun kara sultasında , bu teslimiyet ve rıza bayırında "bâtıl"ın, her yanı kuşatan muktedir hükumetinde "ümitsiz" ama "amansız" olarak "hak, hak, hak!" der. Hem de zihniyle değil diliyle, sessizce değil bağırarak, "takiyye" yaparak değil yere ve göğe karşı alenen!…