Batı’nın ilim ve irfanını alacak yerde, madde ve cinsiyet hayatında yaşattığı cazibeye çabucak teslim olduk.
(...)
Esasen taklit kötü ve tehlikeli bir yenileşme usulüdür; benliği kaybettiricidir. İnkılâbımızın aşısını yine kendi mâzimizden almamız lâzımdı. Mâzide bizi yükseltmiş olan temeller yıkıldığı için çöküyoruz. Bizzat bu temelleri sağlamlaştırmakla işe başlamalıyız. Bir milletin varlığı yabancı temeller üstüne kurulamaz.
Tarih şuuru denen idrâkin bir nesilde boğulması, onun mânen imhasına kâfi geliyor. Bu şuuru Âkif’in şiirinde temiz, pürüzsüz bir lirizme bürünmüş hâlde buluyoruz:
Hani binlerce mefâhirdi senin her adımın?
Hani sinende yarıp geçtiği yol "Yıldırım"ın?
Hani asker? Hani kalbinde yatan şâh-ı şehid?
Ah o kurban-ı zafer nerde bugün? Nerde o îd?