Stefan Zweig yazım tarzının akıcılığını bu novellasında da kendini göstermiş. Hayatımda okuduğum belki de en akıcı elli sayfalık bu novellada platonik olan ya da yaşayabilecekken yaşayamadığı aşkın hislerini hala içinde barındıran okuyucular az da olsa kendinden esintiler bulucaklardır. Ama bence kimse asla tamamiyle kendini bu novellada hissedemeyecek çünkü Bilinmeyen Bir Kadın eşsiz bir kişilik. Hayatta başka Bilinmeyen Bir Kadın veya Adam olduğunu zannetmiyorum. Gerçi umarım yoktur. Bu eserde bir kadının on üç yaşından yirmi dokuz yaşına kadar olan sürede bir adama karşı hissettiklerini ve bu hislere göre hayatını sürdürme şeklini okuyoruz. Yazar, bize bu hisleri direkt birinci elden okuma fırsatı veriyor. Eseri okurken Bilinmeyen Bir Kadını anlamak için kendinizi zorladığınız, ona üzüldüğünüz, ona kızdığınız ve hatta onu yargıladığınızı görüceksiniz. Fakat onu sempatiyle de karşılayacağınızı biliyorum, ki aksi ihtimaline karşı onun sizi umursayacağını sanmıyorum. Çünkü onun da söylediği gibi " bile isteye acı ve yalnızlık dolu bir dünyaya gömmüştüm kendimi". Yani anlayacağınız üzere. Bilinmeyen Bir Kadın yaptığı bütün eylemlerin ve sonuçlarının farkındadır. Sonuç olarak Bilinmeyen Bir Kadının Mektubunu okumayı size nezaketle öneririm. Sağlıcakla