Dipsiz Göl diyor ki, insanlara unutmamalarını istediğin kötü haberlerien mutlu anlarında ver, asla unutamazlar. Ya da unutmamalarını istediğin iyi bir haberi en kötü anlarında ver ve merak etme bunu da asla unutmazlar.
Gülümsemek zorunda olmak ya da bunun bir mecburiyet olması, ilk başlarda insanların, kendini 2 m eninde 4 m boyunda çelik bir sandığa kilitlendiğini hissetmelerine sebep olmuştu. Oysa bilmiyorlardı, buna alışmak çok kısa sürecekti. Tabuta benzer bir sandıkta birkaç saat durmaya cesareti olmayan insanlar, tabuttan daha küçük hacimli otomobillere girip günlerce yol gitmiyorlar mıydı?
Uzun konuştular, iyi anlaştılar. Beşerin şaşamayacağına inandığı, hiçbir hatayı kabul etmediği ve zekasıyla insanların görme sınırlarının dışına çıktığı için anlaşılamayan, dolayısıyla her dâhi gibi delilikle yaftalanan Himybra'nın yüzüne 'Delisin' diyecek kadar cesur olan kimse de yoktu görünürlerde. Herkes gibi değildi o. 'Bir işe başlamsk bitirmenin yarısıdır!' diyerek işe iki kere başlayıp bırakınca işi bitirmeden bırakmayanlardandı. O, bir işe başlamanın, o işi bitirmeyle hiçbir alakasının olmadığına inanıyordu. Ona göre, bir iş ancak bitince bitmiş sayılmalıydı ve iş asla bitebilen bit şey değildi.